|

VELİ BABA
SULTAN

Veli Baba Sultan,yaşadığı
dönemde,kendisini tamamen bilim ve
hilim sahibi olmaya
adamıştır.Bilime,okumaya,eğitime çok
önem vermiştir.Ayrıca Hilim
konusunda da kendisini mükemmel bir
şekilde yetiştirmiştir.Hilim;tevazulu
olmak,alçakgönüllü olmak, sabırlı
olmak, merhametli olmak, mütevazi
olmak,dürüst olmak, kalp kırmamak,
kötü konuşmamak,saygılı
olmak,sevgili olmak,iyilik sahibi
olmak, ezilenin, zayıfın, fakirin,
garibin, zavallının ve güçsüzün
haklarını korumak,onlara sahip
çıkmaktır.

Veli Baba Sultan’ın en büyük
öğretisinde;insan-ı kamile
ulaşabilmek için sıkı bir iç
disiplin gerekmektedir.İnsan-ı kamil
olabilmenin en büyük yolu kişinin
kendi özünü eğitmesinden
geçmektedir.Bunun için kişinin önce
Mürşid,Pir,Rehber,Dede huzurunda
ikrar vererek Dört Kapı Kırk
Makamdan geçmesi gerekir.Ikrar veren
talip Can için geri dönülmez zor bir
süreç başlamıştır.Bu yola giren
talip bilgi düzeyini artırıp yolun
kurallarını yerine getirdikçe
yükselir.Öğrenmenin hiçbir zaman
sonu yoktur.Bu öğrenme aşkı ebediyen
devam eder.
4 kapı
şeriat,tarikat,marifet ve hakikatten
oluşur.Talip canlar,bu dört kapıdan
geçmek için kendi iç disiplinlerini
kontrol altında tutarlar.Bunun
manevi hazzını her daim
tadarlar.Burada bahsedilen şeriat
kapısı;doğru inanç,doğru yaşam tarzı
demektir.Yaşam tarzıyla çevresinde
sevilen ve takdir edilen kişi,
ikrarını verdiği anda yola girmiş
sayılır ve tarikat kapısından ilk
adımını atar.Şeriat döneminde
yapabileceği hatalar hoş
görülebilirken, tarikat kapısından
girdikten sonra,artık erdemli insan
olabilmenin yolu başlar. Talip
Canın, bu süreçte dikkat edeceği en
önemli husus,bilim ve hilim sahibi
olmaya kendini adamalıdır.Bunu
yaparken daha evvel ki,olumsuz
huylarını hızla düzeltmeye
çalışmalıdır.Burada en önemli öğreti
bilimdir ve bilimden gidilmeyen
yolun sonu karanlıktır.Talip canın
bilim öğrenmek için çok emek
sarfetmesi gerekmektedir.Bilim
öğrenmeye ve hilim sahibi olmaya
kendini adayan talip can,bilgi
sahibi oldukça,çevresine de ışığını
yaymaya başlar.Gittikçe daha
hoşgörülü,daha mütevazi,daha sabırlı
olmaya başlar.Bu yol onu doğruya
ulaştırır ve öğrendikçe İlmin
başının sabır olduğunu kavrar.
Sonuçta bu öğretiler ve
sabır onu çevresinde saygı ve ilgi
gören bir kişi konumuna
yüceltir.Ayrıca talip can tarikata
hizmet etmek ve 12 hizmeti de en
kısa zamanda öğrenmek için çabalar
ve 12 hizmetle beraber,diğer bütün
kuralları da öğrenir.Tarikat
kapısından büyük bir başarıyla geçen
talip can,Marifet kapısına adımını
atar.Marifet kapısı; Talip Canın
yaptığı her işi büyük bir olgunluk
ve dürüstlükle yapmasından
geçer.Artık olgunluk dönemine
ulaşmış olan Talip Can,çevresinde el
üstünde tutulan erdemli bir kişi
olup,marifet ehli olmaya hak
kazanmıştır.

En son kapı Hakikat kapısı olup,bu
kapıdan herkes geçemez.Bu kapıdan
geçmek çok büyük meziyetler
gerektirir.Bu kapıdan geçebilmek
için bütün olumlu meziyetlerin
oluşmuş olması gerekir.Bu kapı,o
kadar kutsaldır ki!ancak keramet
ehli Ulular bu kapıdan
geçebilir.Hakikat kapısından
geçebilmenin en büyük öğretisi,Hak
ile Hak olabilmektir. Hak’ı özünün
derinliklerinde
hissedebilmektir.Hakikat kapısına
ulaşmaya nail olmuş Pir, Mürşid,
Dede; eğer gerçekten hakikata
erebilmişse,artık bütün dünyevi
kaygıları aşıp,Allah ile arasında ki
sırra ulaşmıştır.Özünde Hak’la Hak
olmuş ve Hilim sahibi ve Bilim
sahibi olmak mertebesine de
erişmiştir.
İşte Veli Baba
Sultan’da,bu erdemlere küçük
yaşlarda erişmiş en büyük Velilerden
biridir. Hatta en büyüğüdür.Veli
Baba Sultan’ın anlayışına göre;Hilim
sahibi olamayan kişi, ne kadar bilim
sahibi olursa olsun,Velilik
mertebesine ulaşamaz.Bu felsefesede
bize şu gerçekleri göstermiştir
ki!sadece okumakla kamil bir insan
olunamaz.
Kamil insan olunabilmenin
en büyük şartı;kişinin kendi özünü
eğitmesi,özünü,her daim sorgulaması
ve arındırmasıdır.Bu arındırma
sadece okumakla,gelenek,görenekle
olmaz.Kişi mutlaka her gün,her
saat,her dakika,her saniye kendi
nefsini sorgulamalı,kendi özünü
DAR’a çekmeli,nefsini ıslah
etmeli,içinde ki cevheri,deşifre
etmelidir.
Nefsini ıslah edebilen
insan kamil insandır,iyilik
severdir, hoşgörülüdür,
sabırlıdır,metanetlidir,kötü
söylemez,dedi kodu
yapmaz,yalan,iftira atmaz,kov,kıybet
bilmez,mazlumun hakkına el
uzatmaz,gördüğünü örter,görmediğini
söylemez,kimseye kem gözle
bakmaz,her zaman
iyiliksever,yardımsever
olur,mazlumun hakkını korur.
Veli Baba Sultan’ın
felsefesi ve öğretisi,onurluluk ve
erdemlilik üzerine
kuruludur.Kendisini de bu düstur
üzerine yetiştirmiştir.Kendisi küçük
yaştan itibaren dedesi Veliyittin
Gazi ve Hüseyin Veli Dede’den ders
almış olup,dergahta bulunan diğer
dervişlerin yanında yetişmiştir.Önce
babasını kaybetmiş,daha sonra dedesi
de hak’ka kavuştuktan sonra
kendisini kırk gün çilehaneye
kapatmıştır.Çilehanede kendi nefsini
arındırıp,sır olarak,çilehanenin üst
bölümünden şimdi ki Veli Baba
Dergahına ulaşmıştır. Gençliğinde ve
yaşlılığında kendisini, yanında
yetiştirdiği talipleri, dervişleri,
rehberleri, dedeleri eğitmeye
adamıştır.
Veli Baba Sultan dergahı
ilk kurulduğunda,dervişlerin yatıp
kalktığı,ibadet yaptığı, eğitildiği
bir kurum olarak hizmete
açılmıştır.Veli Baba Sultan hep
aydınlıktan ve aydınlanmadan yana
olmuştur.Çevresine yaydığı eğitim ve
kültür ışığıyla Akdeniz ahalisinde
ve Anadolu’da aydın ve bilge
konumuna ulaşmıştır
.
Yazmış
olduğu,şiirler,nefesler,deyişler
günümüzde de çoğu ozanlarca
bilinmekte olup,her daim
söylenmektedir.
İşte burada
yetiştirilen,dervişler,rehberler,dedeler
ve Veli Baba Sultan’ın çevresine
yaydığı aydınlanma ve çağdaşlık
ışığı nedeniyle;kasabanın ilk adının
Işıklar Köyü olduğu bilinmektedir.Bu
da Veli Baba Sultan’ın bizzat
eğitime,bilgi donatısına ve emeğe ne
kadar değer verdiğini
göstermektedir.Daha sonra ki
yıllarda dergahta ve bu topraklarda
yetişen ozanlar,zakirler,aşıklar
nedeniyle,kasabanın adı Aşıklar Köyü
olarak kayıtlara geçmiştir.İşte Veli
Baba Sultan düsturuyla harmanlanan,
bu toprakların yetiştirdiği
Uluğbey’in çok değerli
evlatları,yetiştiği felsefenin özüne
sadık kalarak,gittiği her yerde
yaşayan herkesi insan olarak
görmüştür.
Uluğbey kasabasının
evlatları;kibir nedir bilmez,mağrur
olmaz,mazlumu ezmez, her zaman
ezilenin yanında yerini alır,kendisi
kırılır ama kimseye boyun eğmez,
eğilip, bükülmez,dik ve asil
durur,küçüklerini sever,büyüklerini
sayar,bilgiye,bilgili kişiye,
eğitime, emeğe çok değer verir.Bu
yapısıyla,takdir edilir,girdiği her
toplumda el üstünde tutulur, emeği
ile geçinenlerin gözbebeği
olur,sever,sevilir.Hünkar-ı Pir
Serçeşme Hacı Bektaşı Veli’nin
buyurduğu gibi “Emeği ile
geçinmeyenler bizden
değildir”felsefesine bağlı kalır.
Çalışkanlığı sever,çalışmayı
sever,canı gönülden çalışanı baş
tacı yapar.Miskinliği ve
miskinleri,başkasının sırtından
geçinenleri sevmez.Her zaman
hoşgörülüdür, mütevazidir,
olgundur,sabırlıdır.Hemen
kızmaz,gereksiz yerde sinirlenmez
ama haksıza ve haksızlığa karşıda
susmaz,hakkını arar.Bilgi sahibi
olmadan,fikir sahibi olmayı
kabullenemez.Bilimin ve teknolojinin
bütün olanaklarından
faydalanır,çağdaşlığı ve uygarlığı
savunur. Atatürk’ün ilke ve
devrimlerine,nutkuna,söylevine
sonuna kadar bağlıdır.Yüce Önder
Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyeti
sahiplenir,demokrasiye sahip
çıkar.Yobazlığı ve gericiliği
sevmez, irticaya şiddetle karşı
çıkar.Cumhuriyete ve devrimlerine
sahip çıkacak evlatlar
yetiştirir.Sonuç olarak;Uluğbey
topraklarının yetiştirdiği Veli Baba
Sultan Yurdunun evlatları,karanlığı
sevmez.Devamlı olarak ışığa ve
aydınlığa doğru yürür.Çünkü şunu
bilir ki!karanlığı sevenlerin ışık
ve aydınlık gözüne batar.Ne mutlu
ki!Uluğbey halkının kültüründen
gelen bu öğreti,felsefe ve
düstur;onların yolunu her
zaman,aydınlık ve çağdaşlıktan yana
kılacaktır.Umarım Uluğbey
gençliği;Atalarımızın bizlere
yüklemiş olduğu bu yüce duyguların
ve sorumlulukların ebediyen farkında
olacak ve her zaman
çağdaşlıktan,uygarlıktan ve bilimden
yana tavır alacaktır.Bu hususta
inancım sonsuzdur. Yeni nesilleri
çok zor ama aynı zamanda çok onurlu
günler beklemektedir.Ne Mutlu! tüm
Uluğbey’lilere ve Uluğbey’i
sevenlere. (Not: Lütfen yukarıda ki
bilgileri iznim olmadan, izinsiz
olarak kopyalamazsanız çok memnun
olurum) Veli TÜRKARSLAN/15.Ekim.2017/
MARMARİS
|