AMASRA`YI
TANIYALIM
Amasra
-
Kraliçenin
Kenti
Amasra'nın
ilk
adı
Sesamos.
Ünlü
coğrafyacı
Strabon'a
göre
Sesamos'u
İskitler'in
bir
kolu
olan
Amazonlar
kurmuşlardı.
İlk
dönem
kaynaklarında
Sesamos'un
ne
anlama
geldiğine
rastlanmaz.
Amasralılar
bu
adın
her
bahar
Boztepe
yamaçlarını
örten
yabani
susam
çiçeklerinden
doğmuş
olabileceğini
anlatırlar.
Kent
300
yıl
kadar
Fenike
egemenliğinde
kalmıştır.
Sesamos
o
devirlerde,
canlı
bir
pazar
yeri
ve
işlek
bir
iskeleydi.
MÖ
9.
yüzyılda
Fenike
Karadeniz
kolonilerini
terk
edince
kent
İyonlar'ın
egemenliğine
girdi.
Bugünkü
Amasra'yı
İskender'in
baldızı
İranlı
Kraliçe
Amastris
kurdu.
Başından
bir
kaç
evlilik
geçen
Amastris,
son
kocası
Denys
tembellik
hastalığına
tutulup,
şişmanlıktan
kımıldayamaz
hale
gelince
yönetime
el
koydu.
Sesamos'a
çekilip
buranın
imarını
başlıca
amaç
edindi.
Amastris'in
ölümünden
sonra
kent
Pontus
yönetimine
geçti.
Bu
dönem
Amasra'nın
refah
çağı
olmuştur.
Pontus'un
Roma'ya
yenilmesinden
sonra
Sesamos
(Amastris
veya
Amasra),
Marmaralı
korsanlar
tarafından
yağma
edildi.
Daha
sonra
Romalılar
kapsamlı
bir
imara
giriştiler.
Roma
egemenliği
500
yıl
kadar
sürdü.
Kent
Roma'dan
sonra
Bizans
yönetimine
geçti.
Ekim
1460
tarihinde
Fatih
kenti
Osmanlı
topraklarına
kattı.
(Necdet
Sakaoğlu'nun
'Çeşm-i
Cihan
Amasra'
adlı
kitabından)
GÖRMEDEN
DÖNMEYİN
Bartın
evleri:
Bartın
da
koruma
altındaki
ev
sayısı
260
civarındadır.
Bu
evlere
Kültür
Bakanlığı
Ankara
Kültür
ve
Tabiat
Varlıklarını
Koruma
Kurulundan
izin
almadan
hiçbir
fiziksel
müdahale
yapılamamaktadır.
Tescilli
evlerin
önemli
bir
kısmı
çok
iyi
korunmuş
ve
halen
içinde
oturulmaktadır.
Evler
genellikle
bahçelerin
ortasında
yapılmıştır.
Evlerin
etrafı
ağaç
kapaklarından
ya-pılmış
yöre
ağzıyla
''daraba''
denilen
bahçe
çitleriyle
çevrilidir.Halk
bahçeden
çeşitli
şekillerde
yararlanır.
Her
bahçede
bir
su
kuyusu
bulunur.
Bu
kuyular
taştan
yapılmış
olup
bazılarında
kitabe
vardır.
Bahçelerdeki
yürüme
alanları
kayrak
taşlarıyla
kaplanmıştır.
Orduyeri
Köprüsü:
Bartın
Çayı
üzerinde
1891;de
İsmail
Kamil
Bey
tarafından
yaptırılmıştır.
Beş
sağlam
ayak
üzerine
basar.
Birinci
ve
ikinci
ayaklar
batı
tarafındadır
ve
aralarında
yol
geçer.
Üçünce
ve
dördüncü
ayaklar
suyun
içinde,
beşinci
ayak
ise
Orduyeri
Mahallesi
tarafındadır.
Köprünün
boyu
98,
genişliği
7.3.mt
;dir.
Amasra
Müzesi:1982
yılından
ben
bugünkü
tarihi
binasında
hizmet
vermektedir.
Antik
bir
yerleşim
merkezi
olan
Amasra
ve
çevresinde
sık
sık
taşınabilir
eski
eserlerin
ortaya
çıkması,
bu
ada
müze
kurulması
fikrini
oluşturmuş,
1955
yılından
itibaren
derlenen
arkeolojik
ve
etnografik
eserler
Belediye
binasında
küçük
bir
salonda
sergilenmeye
başlanmıştır.
Amasra
Kalesi:
Küçük
bir
yarımadanın
üzerindeki
kale
Bizanslılar
tarafından
yaptırılmıştır.
Bizans
Dönemine
ait
olan
Amasra
Kalesi,
özelikle
Ceneviz
Dönemlerinde
değişikliklere
uğramış
ve
14-15
yy.larda
Ceneviz
ve
Osmanlı
Dönemlerinde
de
ciddi
onarımlar
görmüştür.
Yıkık
durumdaki
kale,
her
kenarı
500-600
m
uzunlukta
olan
bir
dikdörtgen
biçimindedir.
Dört
kat
halinde
yükselir.
15-20
m
yüksekliğindeki
24
burç
ve
kulesi
büyük
kesme
taştan
yaptırılmıştır.
Kalede
kraliçe
Amastris'in
sarayı,
su
kemeri
ve
freskli
iki
küçük
kilise
kalıntısı
vardır.
Kuşkayası
Anıtı:
Bartın-Amasra
yolu
üzerindeki
Askersuyu
mevkiinin
100
m
güneyindedir.
Burası
bir
kayanın
oyulmasıyla
oluşturulmuştur.
M.S.
I.
Yüzyılda
Roma
imparatorlarından
Tiberius
zamanında
Gaius
Iulius
Aguilla
tarafından
yaptırılan
anıt,
kemerli
bir
niş
içinde
yer
alan
180
cm
boyunda
bir
insanla
yanındaki
yarım
sütun
üzerinde
duran
bir
kartal
kabartması
biçimindedir.
Yanda
kitabe
görülür.
Fatih
Camii:
9.
Yüzyılda
Amasra
kalesi
içinde
yapılmış
eski
bir
Bizans
kilisesidir.
Amasra2nın
Fatih
Sultan
Mehmet
tarafından
fethi
sırasonda
camiye
çevrilmiştir.
Dönemin
tüm
yapı
özelliklerini
taşıyan
yapının
Nartheks
(ilk
cemaat)
bölümü
ve
Ambon
(lapsis)
çıkıntısı
sonradan
mekana
katılmıştır.
19x11
metre
boyutlarında
olan
cami
1887
yılında
büyük
bir
onarımdan
geçirilmiştir.
Aya
Nikolas
Kilisesi:
1319
yılında
Bartın'daki
Rum
Cemaati
tarafından
yaptırılmıştır.
1936
yılından
itibaren
bir
süre
Elektrik
Santrali
olarak
kullanılan
bu
tarihi
yapı,
1994
yılında
restore
edilmiş
olup,
KüItür
Evi
olarak
hizmete
açılmıştır.
Gürcüoluk
Mağarası:
Bartın'a
32
Km.
uzaklıkta
ve
Amasra
ilçesi,
Karakaçak
köyünün
Kuyupınar
mahallesindedir.
Mağaraya
ulaşmak
için;
mahalleden
güney
yönünde
bazen
orman
içi,
bazen
patika
yollarla
yaklaşık
3 Km
yürümek
gerekir.
Üçgen
biçimli
ve
3-4
metrelik
oda
çevresinde
toplanan
15
odadan
oluşur.
Birbirleriyle
bağlantılı
odalardan
birinden
üst
kattaki
odalara
geçilebildiği
gibi,
bir
diğerinden
ancak
bir
kişinin
sığabileceği
büyüklükteki
dehlizden
de
yeryüzüne
çıkmak
mümkündür.
Aksuçayı
Şelalesi:
Ulus
-
Kumluca
bucağı
KızılIar
Köyü'nün
Umar
tepesi
mevkisindedir.
Umar
tepesini
10
metre
genişliğinde
ikiye
bölen
Aksu
çayı,
üç
aşamalı
olarak
35
metrelik
bir
yükseklikten
aşağıya
düşmektedir.Umar
tepesindeki
kayalarda
bulunan
izlerin
Hz.
AIi'nin
atının
ayak
izleri
olduğu
söylenir.
Burada,
kurak
geçen
yaz
aylarında
yağmur
duasına
çıkılır.
Bu
özellikleri
Umar
tepesini
ve
Aksu
Çayı
ŞelaIesini
çekici
kılmaktadır
İçmeler
ve
kaplıcalar
Dereköy
Madensuyu:
Bartın
ilimizin
şifalı
su
kaynakları
yok
denecek
kadar
azdır.
En
önemlisi
olan
;Dereköy
Madensuyu;dur.
Bağırsak
,
safrakesesi
ve
bağırsak
rahatsızlıklarında
faydalıdır.
"PARTHENIA"dan
Bartın'a
dönüşen
adın
kaynağı
"PARTHENIOS"dur.
Bartın
ırmağının
antik
çağdaki
adı
olan
Parthenios;
Yunan
mitolojisinde,
OKENAUS'un
çocuklarından
birisi
ve
"Sular
Tanrısı"dır.
"Sular
ilahı
veya
Muhteşem
akan
su"
anlamlarına
gelir.
Bir
başka
anlamı
da
"Genç
Bakire
veya
Genç
Kızlar
için
koro
türküleri"...
"Genç
Bakire"
ise,
tanrıça
Athena'nın
bir
sıfatı...
Antik
çağda
Parthenios
adı
verilen
Bartın
ırmağının
kenarında
kurulan
Bartın
kentinin
PARTHENIA
adıyla
anıldığı
ve
zamanla
Bartın'a
dönüştüğü
yazılı
kaynaklardan
anlaşılmaktadır.
Ünlü
ozan
HOMEROS,
İLYADA
destanında;
Truva
kentini
korumak
için
Anadolu'dan
gelen
cengaverlere
Parthenios
Irmağı'nın
suladığı
ülkeden
de
yiğitlerin
katıldığını
anlatır.
Amasyalı
Strabon
da
bir
eserinde
yine
Parthenios'tan
söz
eder.
M.Ö.
70
yılında
Anadolu'ya
giren
Romalılar,
Pontus
Krallığının
egemenliğine
son
vererek
yöreye
sahip
oldular.
Roma
Döneminde,
Bitinya
ve
Pontus'un
Paflagonya'daki
bölümü
Bitinya
-Pontus
Eyaleti
olarak
Satraplıkla
yönetilmeye
başlandı.
Amasra
da
bu
Eyaletin
Pontus
bölümü
başkenti
oldu
M.S.
395
yılına
kadar
Roma
İmparatorluğu'nun,
Roma-Bizans
bölünmesi
üzerine
de
Bizans'ın
payına
düşen
Bartın
ve
çevresi
uzun
yıllar
Bizans'ın
hakimiyetinde
kaldı.
Bartın
ve
çevresi
M.Ö.
390
yıllarında
Hazar
Hükümdarı
Sahip
Han
komutasındaki
Peçenek
ve
Kumanların,
M.S.
798
yıllarında
Abdülmelik
komutasındaki
Müslüman
Arapların,
800
yıllarında
Selçukluların
ve
865
yıllarında
da
Rusların
yoğun
akınlarına
hedef
oldu.
Türklerin
yöreye
ilgisi
1084
yıllarında
başladı.
Kutalmışoğlu
Süleyman
Beyin
Komutanlarından
Emir
Karatigin
1084
yılında
Sinop,
Çankırı,
Kastamonu
ve
Zonguldak'ı
alarak
yörede
Bartın,
Ulus,
Eflani,
Safranbolu
ve
Devrek'i
de
kapsayan
bir
Türk
Emirliği
kurdu.
Ancak,
1086
yılında
Süleyman
Beyin
ölümü
ve
1096
yılında
başlayan
1.
Haçlı
Seferleri,
Kuzeybatı
Anadolu'ya
yerleşen
Türkler
açısından
ciddi
sıkıntılar
yarattı.
Haçlı
müttefiklerle
Bizans
arasında
yapılan
anlaşma
sonrasında
başta
Amasra,
Sinop
ve
Ereğli
olmak
üzere
İstanbul'dan
Samsun'a
kadar
tüm
Karadeniz
sahili
yeniden
Bizans'ın
hakimiyetine
girdi.
Kastamonu,
Sinop
ve
Bolu
tarihleri
ile
birlikte
incelenen
Bartın
tarihinin
IV.
Haçlı
Seferleri
ile
1460
yılları
arasındaki
dönemine
bakıldığında
Amasra,
M.Ö.
70 -
M.S.
1261
tarihleri
arasında
Roma
ve
Bizans'ın
daha
sonra
Bizans
hakimiyetinde
Ceneviz
Kolonisi
olarak
kalırken
Kurucaşile'nin
bazen
Amasra
bazen
de
Bartın
ile
aynı
kaderi
paylaştığı,
Bartın
ve
Ulus'un
ise
Anadolu'da
yoğunlaşan
nüfus
kavgaları
nedeniyle
sık
sık
el
ve
sınır
değiştiren
imparatorluklar
ve
Beylikler
dönemini
yaşadıkları
görülür.
1261
yılında,
Bizans
İmparatoru
M.
Paleologosun
karşılaştığı
güçlükleri
göğüslemek
için
Cenovalılardan
istediği
yardıma
karşılık
Galata'da
bir
ticaret
üssü
kurmalarına
izin
verilmesi
ve
1261
yılında
yapılan
Nymphaion
Anlaşması'yla
da
Karadeniz'deki
birkaç
limanla
birlikte
Amasra'nın
da
kullanımını
Cenovalılara
bırakması
Amasra'nın
kaderini
değiştirmiş,
Amasra
gittikçe
gelişen
bir
Ceneviz
Kolonisi
olmuştu.
Cenovalılar,
çevre
yönetimlerle
kurdukları
dostluklar
sayesinde
uzun
süre
bu
statülerini
koruyup
1460
yılına
kadar
200
yıl
Amasra'ya
hakim
oldular.
Bartın
ve
çevresi
ise
Bizans'tan
sonra
11.
yy
sonlarında
Anadolu
Selçuklularının
eline
geçti.
200
yıllık
Selçuklu
Döneminden
sonra
1326'da
Kastamonu
yöresine
hakim
olan
Çandaroğulları
Beyliği
ve
1392'den
itibaren
de
Osmanlı
İmparatorluğu
sınırları
içinde
yer
aldı.
1460
yılına
gelindiğinde,
Bartın
ve
çevresi;
Osmanlı
İmparatorluğu
sınırları
içinde,
Amasra
ise
Ceneviz
Kolonisi
idi.
Anadolu'da
Türk
birliğini
sağlamak
Cenevizlilerin
elinde
bulunan
Karadeniz
ticaretini
ve
denizyolunu
ülkesine
kazandırmak
amacıyla
Kuzey
Anadolu
Seferine
hazırlanan
Fatih
Sultan
Mehmet
Han,
ilk
hedef
olarak
Amasra,
Kastamonu
ve
Sinop'u
seçti.
1460
yılında,
Fatih
Sultan
Mehmet
Üsküdar'dan
avlanmak
bahanesiyle
yola
çıkarken,
Mahmut
Paşa
komutasındaki
Osmanlı
Donanması
da
denizden
hareket
etti.
Fatih
Bolu'ya
geldiğinde
Kastamonu
ve
Sinop
yörelerine
hakim
olan
ve
Çandaroğulları
Beyliği'nin
devamı
sayılan
İsfendiyaroğulları'nın
Beyi
İsmail
Bey,
padişaha
kıymetli
hediyeler
göndererek
bağlılığını
bildirdi.
Yoluna
devam
eden
Fatih
Ekim
ayında
Bartın'a
gelip
ordugahını
bugünkü
Orduyeri'ne
kurdu.
Donanmayla
haberleşmeyi
sağlayan
haberciler,
Donanmanın
Amasra
açıklarında
göründüğünü
bildirdiklerinde,
Amasra
üzerine
yürüyen
Fatih,
Ceneviz
Senyoru'ndan
kan
dökülmeden
Amasra'yı
teslim
aldı.
Kastamonu,
Sinop
ve
Amasra'yı
bir
daha
el
değiştirmemek
üzere
Osmanlı
topraklarına
katan
büyük
hükümdar
Fatih
Kuzey
Anadolu
Seferini
zaferle
bitirerek
emeline
ulaştı.
Bartın,
Osmanlı
Döneminin
1460
-
1692
yılları
arasında
Anadolu
Beylerbeyliğine
bağlı
Bolu
Sancaği
sınırları
içinde
yer
aldı.
Bolu
Sancağının
kaldırılmasıyla
1692
-
1811
yılları
arasında
Voyvodalikla
yönetilen
Bartın,
1811
yılında
da
Kastamonu
Vilayetine
bağlı
olarak
yeniden
kurulan
Bolu
Sancağı'na
bağlandı.
Bu
dönemde
ticari
potansiyeliyle
bölgenin
pazar
yeri
olan
ve
On
iki
Divan
adını
alan
Bartın,
1867
yılında
ilçe
oldu.
1876
yılında
da
Belediye
Teşkilatı'
kuruldu.
Bartın,
1920
yılında
Mutasarrıflık
ve
1924
yılında
da
il
olan
Zonguldak'a
bağlanmış,
07
Eylül
1991
tarihinde
de
28.08.1991
tarih
ve
3760
sayılı
yasayla
il
statüsüne
kavuşmuştur.
Bartın
İli'ne
bağlı
ilçelerden
Osmanlı
Döneminde
ilçe
iken
Cumhuriyetle
birlikte
bucak
statüsüne
dönüştürülen
Amasra;
1987
yılında
yeniden,
Ulus;
1944
yılında,
Kurucaşile;
1957
yılında
il9e
olmuştur.
Bartın'ın
halen
Merkez,
Amasra,
Ulus
ve
Kurucaşile
olmak
üzere
4
ilçesi,
Arıt,
Kozcağız,
Kumluca
ve
Abdipaşa
beldeleriyle
birlikte
268
köyü
vardır
Murat
Tokay'ın
makalesi
Can
Şivet'
in
Amasra
anlatımı
Çeşm-i
Cihan:
Amasra
Fatih
Sultan
Mehmet
Amasra;yı
fethetmeye
geldiğinde
durmuş
ve
aşağıya
bir
süre
baktıktan
sonra
hocasına
dönerek
sormuş;Lala!
çeşmi
cihan
bura
mı
ola?
Hayat
bir
yorgunluktur
derdi
babam&
mısrasını
sıklıkla
söyler
olmuştum.
Her
gün
yorgun
argın
işten
eve
kendimi
zor
atıyordum.
Gündelik
telaşeler,
şehrin
gürültüsü,
patırtısı,
trafiği
hem
bedenimi,
hem
de
ruhumu
yormuştu.
Bir
yıllık
çalışmanın
sonunda
tatili
hakkettiğimi
düşünmeye
başlamıştım.
Ve
kararı
verdim.
Karadeniz;i
gezecek
hem
yeni
yerler
görecek
hem
de
dinlenecektim.
Gideceğim
yer
de
Amasra
olacaktı.
Niçin,
neden
Amasra
sorularının
cevabını
bilmiyordum.
1
Ağustos
Perşembe
günü
Bartın;a
doğru
yola
koyulduk.
6
saatlik
bir
yolculuğun
sonunda
Bartın;daydık.
Bir
süre
Bartın;da
gezdikten
sonra
Amasra;ya
hareket
ettik.
Amasra;nın
Bartın;a
uzaklığı
sadece
16
kilometre.
Bartın;dan
Amasra;ya
her
yarım
saatte
minibüs
kalkıyor.
Amasra;dan
İstanbul,
Ankara,
izmir
gibi
büyükşehirlere
direk
otobüs
seferleri
de
mevcut.
Bartından
çıkıştan
bir
süre
sonra
tırmanmaya
başlıyorsunuz,
Yollar
yılan
gibi
kıvrılıyor.
Şaşkın
şaşkın
çevreyi
gözlüyorum.
Yeşilin
her
tonunu
görmek
mümkün.
Bir
renk
oynaşı
içinde
Amasra;ya
doğru
inişe
başlıyoruz.
Sol
tarafta
ünlü
Filyos
koyu
sağda
birbirine
sırt
vermiş
iki
limandan
oluşan
Amasra.
Bakacak
adı
verilen
yerde
durup
şehri
bu
tepeden
izliyoruz.
Rivayet
edilir
ki
Fatih
Sultan
Mehmet
o
günkü
adıyla
Amostris
olan
Amasra;yı
fethetmeye
geldiğinde
(1460)
tam
bu
noktada
durmuş
ve
aşağıya
baktıktan
sonra
şaşkınlıkla
hocasına
şöyle
seslenmiş
Lala
çeşmi
cihan
bura
mı
ola?
Yani
dünyanın
gözü
burası
mı?
Gerçekten
de
aşağıdan
iki
mavi
göz
size
bakar
gibidir.
Amasra;ya
ulaştığımızda
öğle
vaktiydi.
Cuma
namazı
için
Kaleiçi;ndeki
Fatih
Camiine
gitmek
istedim.
Amasra;ya
gelmeden
önce
1460;dan
beri
bu
camide
hatiplerin
minbere
kılıçla
çıktıklarını
okumuştum.
Ne
yazık
ki
namazı
bu
camide
kılamadım.
Cami
üç
yıldır
restore
halindeymiş.
Amasra
7000
nüfuslu
şirin
bir
ilçe.
Tam
bir
tatil
beldesi.
Öyle
çılgın
eğlenceleri,
kulak
parçalayan
müzik
yayını
yapan
cafeleri
yok.
Beldede
sahil
yolunda
canlı
yayın
yapan
iki
çay
bahçesi
var.
Saat
12;den
sonra
müzik
yayını
kesiliyor.
Ağustos
böceklerinin
şarkısını
dinliyorsunuz.
Amasra;da
ev
pansiyonculuğu
yaygın.Cüzi
rakamlarla
bu
evlerde
kalabilirsiniz.
Yatak
kapasitesi
bine
ulaşan
ve
yeni
yapılan
oteller
dahil
çok
sayıda
otel
de
mevcut.
(Otellerin
tanıtımı
için
otel-konaklama
bölümümüzden
faydalanabilirsiniz)
Hayat
burada
durmuş
adeta.
Büyükşehirlerin
koşturmacasından,
trafiğinden
eser
yok.
İnsanlar
yavaş
hareket
ediyor,
yüzler
gülüyor.
Şehrin
nüfusu
temmuz
ve
ağustosta
25-30
bine
kadar
çıkıyor.
Daha
çok
yerli
turistler
tercih
ediyor
Amasra;yı.
Yerli
turistler
içinde
de
gurbetçiler
çoğunlukta.
Hafta
sonu
bu
nüfus
daha
da
artıyor.
Ankara;dan,
Karabük;ten,
Zonguldak;tan
günü
birlik
turlarla
Amasra;ya
gelen
insanlar
kirlenmemiş
denizin,
güneşin
ve
kumun
keyfini
çıkarıyor
Belediye
Başkanı
Ali
Yıldırım'ın
anlattıklarına
göre
Bodrum;un,
Çeşme;nin,
Marmarisin
adı
yokken
Amasra
gözde
bir
tatil
merkeziymiş.
1940;lardan
itibaren
büyük
şehirlerde
yaşayan
bürokratların,
gelip
dinlendiği
bir
beldeymiş
Amasra.
Başkan
Yıldırım
;1940;larda
turizm
Ege;de
yokken
Amasra'da
ev
pansiyonculuğu
vardı;
diyor.
Amasra
sadece
deniz
ve
doğa
demek
değil
aynı
zamanda
tarihtir.
Geçmişi
üç
bin
yıl
öncesine
dayanıyor.
Belde
tarihte
askeri
açıdan
oldukça
önem
arzetmiş.
13.
yüzyılda
Cenevizliler
döneminde
ticari
canlılığın
merkezi
olmuş
Amasra
kalesi,
Cenevizli;lerden
kalma
bir
kilise,
surlar,
tarihi
hamam
hala
ayakta.
Kalenin
dört
bir
köşesini
kullanarak
Amasra;nın
manzaralarını
farklı
perspektiflerden
görebilirsiniz.
Bir
çok
yerde
evler
surların
üzerine
yerleşmiş.
Kaleçi;nde
gezerken
bir
çok
tarihi
kalıntıyı
evlerin
temelinde
gördüm.
Yine
burada
gezerken
ilginç
bir
şey
daha
dikkatimi
çekti.
Yöre
halkı
eskimiş
ayakkabıları
saksı
olarak
kullanıyor.
Kara
lastik,
botlar,
mokasen
ayakkabılardan
çiçekler
gülümsüyor.
Tatilin
ikinci
günü
bizi
yağmur
karşıladı.
Öğleye
kadar
yağan
yağmurun
ardından
Amasra;ya
en
hakim
tepelerden
birisi
Boztepe;ye
çıkıyorum.
Toprak
ve
bitkilerin
kokusu
başımı
döndürüyor.
Halkın
ağlayan
ağaç
dediği
bir
ağaç
bu
tepenin
sağ
tarafında
yer
alıyor.
Ağlayan
ağacın
hemen
altında
bir
kafeterya
bulunuyor.
Kafeteryaya
oturup
çayımı
yudumlarken
karşıdaki
Tavşan
adasını
seyrediyorum.
Tavşan
adasında
hiçbir
yapı
yok.
Tavşanlar
bu
adada
özgürlüğün
tadını
çıkarıyor.
500
bin
lira
vererek
kiraladığım
dürbünle
tavşanları
ve
var
olduğu
söylenen
yunusları
gözetlemeye
çalışıyorum.
Ama
nafile.
Ne
tavşan
ne
yunus.
Bir
başka
sefere
diyor
tepeye
tırmanıyorum.
Şehri
seyrediyorum.
Manzara
karşısında
dilim
tutuluyor
adeta.
Bu
bozulmamış
güzelliği
fotoğraflıyorum.
Kaleiçİ;nden
geçerek
Büyük
Liman;a
iniyorum.
Midemin
sesi
kulaklarımı
rahatsız
edince
Amasra;nın
meşhur
balık
lokantalarından
birinin
yolunu
tutuyorum.
Balkon
kenarına
oturup
balık
ızgaramı
söylüyorum.
Önce
nefis
bir
salata
geliyor.İçinde
marul,
salatalık,
havuç,
mor
lahana,
salatalık
turşusu,
zeytin,
maydanoz,
roka
ve
yöresel
bazı
otlar
var.
Bir
süre
sonra
da
balık
ızgara...
Parmaklarımı
zor
kurtarıyorum!
Fiyatlar
makul.
Gün
batımını
izlemek
üzere
Sahil
yolundaki
Cafe
Kumsal;a
oturup
çayımı
yudumluyorum.
Güneş
yavaş
yavaş
çekiliyor.
Kale
surlarının
ışıkları
denizde
raksediyor.
Müzik
setinden
Zeki
Müren;in
sesi
yayılıyor.Akşam
oldu
hüzünlendim
ben
yine.
Dalıp
gidiyorum.
Bardaklar
boşalıyor,
doluyor.
İstanbul;da
500
bin
1
milyona
içtiğimiz
çayı
burada
250
bin
liraya
içiyorum
.
Akşam
oldu.
İnsanlar
Büyük
Limandaki
Mendirek;e
doğru
yürüyüşe
çıkıyor.
Kimisinin
elinde
haşlanmış
mısır,
kimisinin
dondurma,
çekirdek...
Yavaş
yavaş
adımlayıp,
sohbet
ediyorlar.
Hükümet
yıkılıyormuş,
seçim
geliyormuş
kimsenin
umurunda
değil
sanki.
Amasra;ya
gelip
de
uğranmadan
gidilmeyecek
olan
yerlerin
başında
gelen
Çekiciler
çarsına
giriyorum.Gece
geç
saatlere
kadar
açık
olan
çarşıda
geleneksel
ağaç
işleri
satışa
sunuluyor.
Çarşının
uzunluğu
100
metre
civarında
ve
bir
şerit
halinde.
Tahta
kaşıklar,
masaj
aletleri,
peçetelik,
tespih,
anahtarlık,
kalemlik,
rahle...
Akla
gelecek
her
türlü
tahta
süs
eşyası
mevcut.
Fiyatlar
1
milyonla
60
milyon
arasında
değişiyor.
Tahta
işçiliği
yörenin
de
geçim
kaynaklarından.
Amasra;ya
6
kilometre
uzaklıkta
bulunan
Ahatlar
köyü
geçimini
bu
işten
sağlıyor.
Çoluk
çocuk
evin
altındaki
atölyede
tahta
kaşık,
anahtarlık
yapıp
bu
çarşıya
satıyor.
Bir
çok
ile
de
gönderiliyor
tahta
işlemelerinden.
Hatta
yurtdışına
ihraç
edenler
bile
varmış.
Şehrin
merkezinde
bir
halk
plajı
var.
Bembeyaz
,
incecik
kumlar
,
kıyıda
minik
sandallar.
Huzur
dolu
bir
yer.
Eğer
daha
sakin
bir
yer
arzularsanız
minübüslerle
15-20
dakikalık
mesafede
Bozköy
koyunda
ya
da
Çakraz;da
denize
girebilirsiniz.
Tekneye
merakınız
varsa
Amasra;ya
40
kilometre
mesafedeki
Kurucaşileye
gidip
kestane
ağacından
yapılan
teknelerin
yapımını
izleyebilirsiniz.
Amasra;yla
ilgili
söylemeden
geçemeyeceğim
birkaç
nokta
daha
var.
Akşamları
serin
oluyor.
Ve
bu
beldede
her
nedense
(yeni
yapılar
hariç)
bütün
pencereler
dışa
açılıyor.
Bunun
nedenini
birkaç
kişiye
sordum
ama
cevabını
alamadım.
İnsanlar
cana
yakın
ve
sempatik.
Murat
TOKAY
.tarih
:06.10.2002
Amasra,
Bartın
ilinin
17km.
kuzeyindedir.Şehir,
kuzeye
doğru
uzanan
bir
yarımada
üzerinde,
iki
koylu
bir
yarımada
biçiminde
kurulmuştur.Yarımadanın
uzunluğu
1.5km.
dir.Doğusunda
ve
batısında
iki
koyu
vardır.Doğusundakine
\"Büyük
Liman\",
batısındakine
ise
\"Küçük
Liman\"
adı
verilir.Yeşilin
her
tonunun
birarada
seyredebildiği,
Karadeniz
kıyı
şeridi
ve
dağınık
tepeler
üzerine
kurulan
Amasra,
tarihi
turistlik
şirin
bir
liman
şehiridir.Zonguldak
ili
ile
Kastamonu\'
nun
Cide
ilçesi
arasında
küçük
bir
ara
limandır.
Amasra
ilçesi,
41-45
derece
Kuzey
enlemi,
32-35
derece
doğu
boylamı
arasında
yer
almaktadır.Sınırları:
Doğusunda,
Kurucaşile;
Batısında
Bartın;
Kuzeyinde
Karadeniz;
Günryi,
Bartın-Arıt
bucağı
ile
çevrilidir.Amasra\'nın
merkezi
25
Hektometrekare
olup,
köyleriyle
birlikte
100
Hm²\'
yi
geçmiş
bulunmaktadır.
Amasra
dağınık
tepeler
üzerinde
kurulan
bir
kasaba
görünümündedir.
Yerleşim
yerinin
büyük
çoğunluğu
şehir
merkezinde
yoğunlaşmıştır.Evlerin
bir
kısmı
orman
alanları
içerisinde
yer
almaktadır.Binaların
büyük
çoğunluğu
betonarme,
kangir,
ahşap
yapılardan
oluşmaktadır.Tarihi
evler
ise
kale
içerisindeki
yapılarla
adeta
başka
bir
tarih
oluşturmuştur.Şehirdeki
ahşap
yapıların
sayısı
günden
güne
azalmaktadır.Yeni
binalar
yapılırken
çevredeki
arkeolojik
ve
doğal
sit
alan
göz
önüne
alınarak
gerekli
ruhsatlar
verilmektedir.
Amasra
tarihinin
çok
eski
yıllara
dayanmakta
oluşu,
eski
yapıların
önemini
daha
da
artırmaktadır.Bu
özelliğiyle
geçmişi
tam
anlamıyla
yaşamak
isteyenlerin
nostalji
şehridir.Tarih
ve
doğa
güzellikleri
içiçedir.Amasra
limanı
son
yıllarda
yapılan
yeni
çevre
düzenlemeleriyle
yolcu
gemilerinin
ve
yatların
rahatlıkla
yanaşıp
konaklayabilecekleri
bir
duruma
getirilmektedir.
Koyların
arasındaki
uzunlukyaklaşık
200m.
dir.Büyük
limanın
karaya
doğru
sokulmuş
olan
kısmının
genişliği
1200m.dir.Limanın
doğu
kısmında
dik
yalı
yarlar,
kayalıklar
vardır.Güney
kıyıları
ise
alçak
ve
düzlük
durumundadır.Bu
düzlükte
kuzeyduğu
rüzgarlarının
sürükleyip
getirdiği
kumlar
birikerek
40-50
m.
genişliğinde
bir
plaj
meydana
getirmiştir.Bu
limanda
denizin
derinliği
1-4m.
arasında
değişmektedir.
Ulaşım
durumu,
Bartın
il
merkezine
karayolu
ile
uzaklığı
17km.
dir.Amasra
Bartın
arası
deniz
yolu
ile
10
deniz
mili
dir.Bartın
karayolu
ile
iç
bölgelere
deniz
yolu
ilede
kıyılara
bağlanmıştır.İstenilen
yere
gitmek
için
her
an
vasıta
bulmak
mümkündür
.Karadeniz
kıyılarında
dolayısıyla
Amasra\'
da
her
mevsim
hemen
hemen
yağış
alan
orta
kuşak
iklimi
görülmektedir.Yağışlar
genellikle
ilkbahar
ve
kış
aylarında
daha
da
artar.Sıcaklık
yönünden
kış
ayları
mutedil,
yaz
ayları
serin
geçer.En
soğuk
ay
Şubat
ortalama
+4
derece,
en
sıcak
ay
ise
Temmuz
ortalama
+19
derecedir.Sonbahar
uzun
sürer
Poyraz,
Yıldız
ve
Karayel
rüzgarlarına
açıktır.
Can
ŞİVET
web
:www.bartin74.cjb.net
AMASRA
Fatih
Sultan'ın
'Çeşmi
Cihan'ı
Amasra
deniz
seven
Ankaralılar
için
en
yakın
yerlerden
biri.
Küçük
bir
yer
ancak
gitmeye
değer.
Ulaşım:
Ankara-Gerede-Mengen-Devrek-Bartın-Amasra
:
385
Km
dir.AMASRA
Ankara'dan
yola
çıktınız.
Safranbolu
üzerinden
de
Amasra'ya
gidilebilir.
Dilerseniz
burada
biraz
soluklanıp
yola
devam
edebilirsiniz
yada
tatilinizin
dönüşünde
Safranbolu'ya
uğrarsınız.
Amasra
inişine
dikkat
edin
çünkü
yol
virajlı
ve
dik.
Yol
yağmurdan
dolayı
kaygan
olur
o
yüzden
arabayı
temkinli
kullanmakta
fayda
var.
Hele
acemi
şoförler
kesinlikle
buralarda
araba
kullanmasın.
Amasra
merkeze
gelmeden
önce
Kuşkayası
Yol
Anıtı'na
çıkabilir,
Bakacak
tepesinden
o
inanılmaz
manzarayı
seyredebilirsiniz.
Tek
kelime
ile
harika.
Amasra
ayaklarınızın
altında.
Süper
gözüküyor.
Amasra,
Batı
Karadenizde.
İklim
yüzünden
her
mevsim
yağmur
yağar.
Sonbaharda
ve
kışın
gittim
ama
yazında
geceleri
serin
olabilir
o
yüzden
tedarikli
gitmekte
fayda
var.
Amasra
Tarihi
:
Amasra
yada
tarihte
bilinen
ilk
adıyla
Sesamos
şehri,
M.Ö
XII.
Yüzyıla
kadar
uzanan
bir
tarihe
sahiptir.
Bu
dönemde
bölgede
görülen
Gasgas
ve
Hitit
egemenliğinden
sonra
şehir,
Fenikelilerce
ticari
amaçlara
yönelik
bir
koloni
olarak
kullanılmıştır.
Kısa
süren
Fenike
hakimiyeti
sonrasında
İon
kolonizasyon
hareketleri
ile
şehir
Miletli
ve
Megaralı
denizcilerce
ele
geçirilmiş
ve
kısa
zamanda
tüm
Batı
Karadeniz
sahilinin
önemli
bir
ticari
çekim
merkezi
haline
gelmiştir.
Özellikle
bölgenin
zengin
orman
ürünleri
(başta
şimşir,
meşe
palamudu,
kestane
olmak
üzere)
ticaretin
gelişmesinde
en
önemli
etkendir.
Bir
dönem
Lidya
egemenliğine
giren
şehir,
M.Ö
IV.
Yüzyılda
Pers
yönetimine
geçmiştir.
Makedonyalı
Büyük
İskender'in
Anadolu;yu
Pers
istilasından
kurtarmasından
sonra
Sesamos;un
yönetiminin
Persli
bir
prenses
olan
Amastris;e
geçtiğini
görüyoruz.
Bu
dönemde
canlı
bir
ticari
hayat
ile
şehir
tarihinin
en
parlak
dönemini
yaşamıştır.
Amastris;
ten
sonra
iki
yüzyıl
kadar
Pontus
Krallığı;na
bağlı
kalan
şehir
M.Ö
70
de
Romalıların
hakimiyetine
girdi.
Paflagonya
eyaletinin
merkezi
olan
şehir,
Roma
İmparatorluğunun
8217;te
ikiye
ayrılması
ile
Doğu
Roma
sınırları
içerisinde
kalmıştır.
Doğu
Roma
yönetiminde
;Amastedos;
adı
ile
anılan
şehir,
ticari
fonksiyonlarını
giderek
kaybetmiş,
özellikle
dinsel
bir
merkez
haline
gelmiştir.
XIII.
Yüzyılda
Cenevizli
tüccarlar
şehri
ele
geçirmişlerdir,
Ekim
1460;ta
Fatih
Sultan
Mehmet;in
fethine
kadar
Ceneviz
yönetiminde
kalan
şehirde
canlı
bir
ticari
hayatın
yansıması
olarak
pek
çok
sanat
eseri
günümüze
ulaşmıştır.
Amasra;nın
Osmanlılarca
fethi
öncesinde
şehre
tepeden
bakan
Fatih,
hayranlığını
şöyle
dile
getirir:;Lala,
Çeşm-i
Cihan
bu
mudur
ola?;
Fetih
sonrası
şehirdeki
iki
kilise
camiye
çevrilir,
bir
kadı
atanır
ve
Fatih;in
emriyle
Eflani
Kalesi
halkı
Amasra;ya
yerleştirilir.
Osmanlı
yönetimindeki
şehir,
Bolu
Sancak
Beyliği;ne
bağlı
bir
merkez
olarak
varlığını
sürdürmüş,
bu
dönemde
şehri
ziyaret
eden
Batılı
gezginler
büyük
bir
hayranlıkla
bahsetmişlerdir.
Amasrada
görülecek
yerler:
Osmanlı
Hamamı,
Amasra
Kalesi,
Oyma
Mağaralar,
Kemerdere
Köprüsü,
İçkale
Mescidi,
Bedesten,
Fatih
Camii,
Antik
Tiyatro,
Gürcüoluk
Mağarası,
Çekiciler
Çarşısı,
Kuşkayası
Yol
Anıtı
Amasra
Kalesi:
Kale
Çekiciler
Çarşısın'ın
orada.
Kale'nin
tepesinden
Amasra'yı
panaromik
görebilir,
manzarayı
seyrederken
çayınızı
içebilirsiniz.
Bizans
döneminde
ünlü
olan
buradaki
tapınak,
Osmanlı
zamanında
uzun
yıllar
boş
kalmış
ve
kendiliğinden
yıkılmıştır.
Döşeme
mozaiklerini
ve
temellerini
ise
defineciler
sökmüşlerdir.
Yapılan
bilimsel
etüdler
sonucunda
burasının;
bir
narteks
ile
köşe
oda
ve
apsidlereyer
verilerek
orta
mekana
"Haç"
planı
sağlanmış
bir
kilise
olduğu
açıklanmıştır.
Büyükada'nın,
Amasra
'dan
150-200
metre
kadar
açıkta
ve
her
türlü
havada
kolayca
gidilip
gelinemeyecek
bir
durumda
olması
dikkate
alınınca
Büyükada
kilisesinin
yanındaki
diğer
binalarla
bir
külliye
niteliğinde
ve
Manastır
işlevinde
olduğu
muhakkaktı.
Adanın
güney-batı
eteğinden
başlayıp
tepeye
doğru
devam
eden
kaya
basamakları
da
buraya
ulaşıyordu.
Çekiciler
Çarşısı:
Tahtadan
el
işi
değişik
hediyelik
eşyalar
bulabilirsiniz.
Ancak
pazarlık
yapmayı
sakın
unutmayın
!
Kuşkayası
Yol
Anıtı:
Roma
İmparatorluğu
zamanında
Tiberius
Claudius
Cermanicus
(M.S
41-54)
zamanında,
Doğu
Eyaletleri
İnşaat
Ordusu
(Legion)
Komutanlığı
yaptıktan
sonra
kaydıhayat
şartıyla
Bithynia-Pontus
Valiliğine
atanan
Gaius
Julius
Aquilla
tarafından
yaptırılmış
karayolu
dinlenme
yeri
ve
anıtıdır.
Krateria-Amastris
ara
yolunun
son
dinlenme
noktasında,
Amasra'ya
4
km.
mesafededir,yapıldığı
zaman
muhtemelen
bir
de
anıtsalçeşmeyi
kapsıyordu.Fakat
sonradan
bu
çeşme
yıkıldı
ve
suyu
biraz
aşağıda,halen
Askersuyu
diye
bilinen
yerde
uzun
zaman
bir
pınar
olarak
kullanılırdı.Anıt
manzumesi
şimdiki
durumda,
çok
muntazam
kaya
dilimleri
üzerine
işlenmiş
birbirini
tamamlayan
iki
kitabeyi,bir
insan
figürü
ile
bir
kartal
figürü
içeren
"orta
kabartma"
tekniğiyle
oyulmuş
bir
kompozisyon,oturma
sedirlerini
ve
bir
kaç
kaya
nişini
kapsamaktadır.
Tüm
bunlar,yekpare
kayaya
oyulmuş,
yol
kalıntısı
boyunca
sıralanmıştır.260
140
cm
boyutunda
ve
50
cm
derinliğinde
kemerli
bir
nişin
içinde
kalan
normal
bir
insan
büyüklüğündeki
başsız
kabartmanın
İmparator
Claudius;a
mı,
yolu
yaptıran
Aquilla;ya
mı
ait
olduğu
bilinmiyor.
Toğa
giyimli
vücut,
hareketsiz
işlenmiştir.
Ayaklar
da
kopmuş
vaziyettedir.
Bu
nişin
sağında
Toskan
üslubunda
kalın
oyma
bir
sütunun
başlığına
bir
kartal
oyulmuştur.
Bu
Legionların
sınırsız
gücünü
temsil
etmektedir.
Bir
İnsan
büyüklüğündeki
başı
kopuk
kartalın
sütun
kaidesi
200cm
yüksekliğinde
55cm
çapındadır
ve
niş
kaidesiyle
aynı
nizamda
dört
köşe
bir
tabana
bağlıdır.
Kitabelerden
ilki,
insan
figürünü
çerçeveleyen
nişin
üstündeki
levhada,
diğeri
ise
kabartmalardan
uzakta
ve
batıdadır.
Her
iki
yazı
birbirini
tamamlamaktadır.
;Devletlerarası
barışın
ve
dostluğun
anısına,İmparator
Cermanicus;un
yüceliği
için;
Daha
önce,İmparator
Augustus
tarafından
ömür
boyu
Strategos
ve
iki
defa
da
Legion
komutanı
atanan;
Senato;da
ise
Consül
Gabinius
Secundus
ile
Consül
Taurus
Statilius;un,
kendisine
bir
ödül
verilmesi
konusundaki
önerileri
üzerine
Devlet
Hazinesinden
gereken
izni
ve
ödeneği
alan
Gaius
Julıus
Aquilla,
dağı
yardı
ve
bu
dinlenme
yerini
kendi
özel
ödeneği
ile
yaptırdı.
Kuşkayası'ndaki
kitabelerden
teki
1882'de
G.Hirschfeld
tarafından
okunmuştur.
Kuşkayası,
Anadolu'da
başka
örneği
bulunmayan
biricik
yol
anıtıdır.
Eni
5
metreyi
bulan
Roma
kaya
yolunun
son
izleri
de
bu
anıtın
önünde,yüzyıllarca
kullanılmaktan
hasıl
olan
aşınmışlığı
ile
görülebilmektedir.
Amasra'ya
kadar
gidipte
sahilde
yürüyüş
yapmamak
olmaz.
Yazın
denize
de
girilebilen
bu
yerde
deniz
özleminizi
bir
miktar
olsada
giderebilirsiniz.
Konaklama:
Amasrada
konaklamak
için
bir
çok
seçeneğiniz
var.
Bir
çok
pansiyon
ve
otel
olduğu
gibi
ev
pansiyonculuğu
da
yaygın.
Eğer
kalabalık
bir
grup
gitmeyi
planlıyorsanız
evde
kalmak
daha
ekonomik
ve
eğlenceli
olabilir.
Yeme-İçme:
Amasra
denince
akla
ilk
önce
balık
gelir.
Hafta
sonları
Amasra
ziyaretciler
nedeni
ile
kalabalık
olduğu
için
yemek
yiyeceğiniz
restorana
vakitlice
gidip
yer
bulmaya
bakın.
Restoranlarda
önceden
rezervasyon
olayı
yok,
tabii
bir
otobüs
insan
gitmiyorsanız.
Bir
yer
beğendiniz
ve
yemek
yiyeceksiniz,
mutlaka
"salata"
ısmarlayın.
Buradaki
salatalar
insana
parmak
yedirtir
cinsten.
Muhteşem
bir
lezzetti
var.
Tabii
denizin
dibinde
olup
balık
yememek
olmaz.
Balık
seçimini
size
bırakıyorum
herkesin
zevki
farklıdır.
Unutmadan!!
Kandil
ve
Ramazan
ayında
restoranların
bazıları
kapalı
diğerlerinde
de
alkollü
içki
servisi
yapılmıyor.
Haberiniz
olsun.
Eğlence:
Lezzetli
yemeğinizi
yedikten
sonra
dilerseniz
Amasra
içinde
yürüyüş
yapın,
sahil
kenarında
oturup
çay
için
yada
barlardan
birine
girin.
AMASRA
VE
TURİZM
Amasra,
Batı
Karadeniz'de
defne,
şimşir,
ıhlamur,
kestane
ve
çam
ormanları
ile
kaplı,
kıyı
dağlarının
eteğinde
2
doğal
limanlı
bir
yarımadada
yer
alıyor.
1940'larda
iç
turizme
açılan
ve
ev
pansiyonculuğu
ile
beldelere
örnek
olan
Amasra,
doğa,
tarih
ve
deniz
üçlüsü
ile
halkının
konukseverliğinden
kaynaklanan
çekiciliğini
koruyor.
Amasra'yı
ziyaret
eden
4.
Cumhurbaşkanı
Cemal
Gürsel,
''En
büyük
kalkınma
yolu,
turizm
yoludur''
diyerek
Amasra'nın
ülke
turizmindeki
yerini
de
vurgulamıştı.
Batı
Karadeniz'in
çekim
merkezlerinden
biri
olan
Amasra,
bugün
birçok
yerli
ve
yabancı
turist
tarafından
ziyaret
ediliyor.
Amasra'da
gezilecek
yerler
Gezinti
::::
Çekiciler
Çarşısı
Amasra;ya
gelip
de
bu
çarşıyı
duymayan
gezmeyen
yoktur.
Çarşının
özelliği
geleneksel
ağaç
işlerinin
geçmişten
bugüne
kadar
en
başarılı
şekilde
sergilemesidir.
Tahtadan
Masaj
aletlerinden
oyunlara,
tablolardan
duvar
yazılarına,
anahtarlıklara
aklına
bile
gelmeyecek
bu
da
tahtadan
yapılır
mı
diyeceğiniz
türlü
türlü
eşyalara
buradan
sadece
tahtası
fiyatına
sahip
olabilirsiniz.
Çarşının
uzunluğu
100
metre
civarındadır
ve
düz
bir
şerit
halindedir.
Dükkanların
arkasında
eşyalar
üretilir,
desenlenir
ve
vitrine
sizlerin
beğenisine
sunulur.
sizi
hoş
tahta
kokusunun
içine
davet
etmektedir
Geçmişten
bugüne
kadar
Çekiciler
Çarşısı
çeşitlerini
artırarak
dimdik
ayaktadır.
veeee
kırk
yıldır
kitapçılığı
elinden
bırakmayan
hala
şevkle
işine
devam
eden
Galeri
Hikmet
Kitabevinide
görmeden
geçmeyiniz
çekiciler
sokağının
ilk
girişinde
25.000
den
fazla
kitap
çeşidiyle
dimdik
ayakta
bir
kitabevi
yani
ben
kitabevini
kuran
kişi
Galeri
Hikmet
sizleride
bekler
kitabevine.ve
gezinize
devam
ediyorsunuz
Gezinti
::::
Değirmen
Azı
Çıkarsanız
Felengit;ten
canınız
macera
çekerse
ya
da
duş
alma
ihtiyacı
hissederseniz
direk
büyük
limana
yönelmeyin.
Kıyı
şeridini
izleyerek
Amasra;ya
doğru
yol
alın.
Küçük
bir
plaj
göreceksiniz
içeriye
doğru
sinsice
oluşan
küçük
bir
koy
üzerinde.
Teknenizi
bağlayın
ve
Camel
Tropic
;e
hazırlanın.
Dalın
ormanın
içine.
Önce
karşınıza
ağaçlardan
yapılmış
dar
bir
köprü
çıkacak
bu
aşamayı
zarar
görmeden
geçmeniz
gerekiyor.
Bu
aşamayı
geçebilirseniz
biraz
ileride
otların
arasında
sizi
patika
bir
yol
bekliyor
olacak.
Bu
yol
doğa
sizi
içine
bekliyor
anlamına
gelmektedir.
Fotoğraf
makinelerinizi
hazır
edin
ve
dalın
ormanın
içine.
Biraz
ileride
sizi
küçük
bir
kulübe
ve
arkasında
da
küçük
bir
şelale
bekliyor
vaziyettedir.
Şelale
Küçüktür
ama
duş
için
yeterlidir.
Buz
gibi
dağ
suyu...
ama
inanın
berraklığı
içinizi
ısıtacak
ve
üşüdüğünüzü
bile
hissetmeyeceksiniz.
İşiniz
bitince
biraz
daha
yürüyün
ve
çalıların
arasından
sağa
sapın.
Orada
küçük
bir
dere
göreceksiniz.
Kayaların
üzerinden
akan
berrak
bir
dere.
Eğer
tam
düşündüğüm
zamanda
iseniz
,
elinizi
uzatın
ve
bir
helikopter
sineği
bekleyin
emin
olun
görünce
elinize
konacaktır.
Sakın
sineğin
harika
renklerine
dalıp
vaktinizi
harcamayın
yukarı
tırmanmamız
uzun
sürecek.
Artık
gerisi
size
kalmış
yukarıda
hoş
engeller
harika
görüntüler
sizi
bekliyor
olacak.
Yer
yer
kaynak
suları
sağda
ve
solda
yer
alıyor.
Doğanın
size
verdiği
suya
ilk
dokunan
siz
olacaksınız
ve
onu
buz
gibi
içmenin
zevkini
tadacaksınız.
Yer
yer
küçük
şelalelere
de
rastlama
şansınız
var
keyfini
çıkarın.
Geri
dönüş
yolunuz
oldukça
basit
kara
yoluyla
geldiğiniz
yolu
takip
edin
tekneye
varınca
düz
bir
şekilde
plaja
doğru
yol
alın
kendini
büyük
limanda
bulacaksınız.
Gezinti
::::
Büyük
Liman
Amasra;nın
ticari
bakımdan
en
önemli
bölgesidir.
Kömür
ihracatı
buradan
sağlanır
ve
gelen
turistik
ve
ticari
gemiler
burada
demir
atarlar.
KAYRA
(Karadeniz
Yat
Rallisi)
nın
de
yarış
esnasında
uğradığı
yer
de
burasıdır.
Midye
çıkartmak
istiyorsanız
dalga
kıranların
olduğu
bölgede
(Mendirek),
istiridye
çıkartmak
istiyorsanız
limanın
uzantısında
bulunan
plajı
kullanabilirsiniz.
Plaj
diğer
plajlara
oranla
çok
küçüktür
bu
nedenle
rağbet
azdır
fakat
metre
kareye
düşen
insan
sayısı
oldukça
fazladır.
Halk
mendireği
akşamları
yürüyüş
amacıyla
kullanılır.
Akşam
birisini
arıyorsanız
ilk
gideceğiniz
yer
burasıdır.
Karşı
kıyıda
sahil
güvenlik
bulunmaktadır
ve
el
sürülmemiş
dalga
kıranlarının
altında
koca
midyeler
yatmaktadır.
Midye
uğruna
oraya
gitmek
ne
kadar
iyi
bir
fikirdir
bunu
siz
karar
verin,
askerler
bir
an
arkanızda
bitince
şaşırmanızı
istemem.
Her
ne
olursa
olsun
mendirek
bir
alternatiftir
plajda
denize
girmekten
sıkılır
mendireğe
gidersiniz,
midye
yemekten
sıkılır
istiridye
için
plaja
ya
da
güneşlenmek
için
farklı
bir
yere
gidebilirsiniz.
Amasra;nın
en
güzel
özelliklerinden
biri
bulunduğunuz
yerden
sıkılırsanız
alternatiflere
ulaşmanız
yalnızca
birkaç
dakikanızı
alır.
Seçiminiz
de
her
zaman
ki
gibi
özgürsünüz.
Gezinti
::::
Küçük
Liman
Üzerinde
denize
girebileceğinizi
yerler
sırasıyla
Şantiye,
Küçük
Plaj,
Direkli,
Birinci
(Mantarlık),
İkinci
ve
Üçüncüdür.
Şantiye
Taşlık
bir
plaja
sahiptir.
Gidiş
yolları
pek
hoş
olmadığı
için
pek
rağbet
yoktur
ama
dalgalı
bir
günse
orada
bulunan
kayalarda
macera
yaşayabilirsiniz.
Küçük
Plaj
burası
denize
girmek
için
pek
kullanılan
yerlerden
biri
değildir.
Yerli
halkın
tekneleri
buradadır.
Direkli
ismini
üzerinde
bulunan
kare
prizma
şeklindeki
tarihi
direkten
alır.
Denize
girmek
içini
ideal
bir
yerdir.
Sıkılırsanız
farklı
bir
yere
buradan
yüzerek
ulaşabilirsiniz.
Yani
deniz
eğlencesinin
merkezi
burasıdır.
Denizden
istiridye
çıkartma
şansına
burada
da
sahipsiniz.
Dipteki
yosunlar
denize
hoş
bir
yeşil
renk
kazandırmaktadır.
En
asgari
30
cm;den
başlayarak
kademe
kademe
doğal
atlama
sahaları
vardır.
Burada
denize
girmekten
çok
atlama
zevki
tadılır.
Söz
atlamaktan
açılmışken
Amasra
da
heyecan
verecek
3
yer
vardır.
İlki
mendirekte
H-3
denilen
askeri
bölgededir.
Su
çok
derindir
yani
tehlikesi
yok
denecek
kadar
azdır.
Ama
yoktur
demiyorum,
gerisi
size
kalmış
sağda
ve
solda
kayalar
o
yükseklik
için
tehlike
içermektedir.
İkincisi
direkli
karşıya
baktığımızda
görebileceğiniz
kaledir.
Kale
surları
şu
ana
kadar
bilinen
en
yüksek
atlama
mekanıdır.
Fakat
suyun
derinliği
bence
pek
güvenli
değildir.
Üçüncüsü
tepede
deprem
dediğimiz
yerdedir.
Tehlikesi
yok
denecek
kadar
azdır.
Su
çok
derindir
ama
yükseklik
kaleden
daha
azdır.
Burasını
hem
görmek
hem
denemeniz
bakımından
tavsiye
edebilirim
çünkü
gerçekten
burası
macera
kokuyor.
İkinci
direkliden
bakınca
karşıda
balkona
benzer
gördüğünüz
mekandır.
Kayalıktır
bu
nedenle
oturmak
için
tavsiye
edilmez.
Tavsiyem
Direkli;den
buraya
yüzerek
gelmeniz
eğlenip
geri
dönmenizdir.
Üçüncü
Boztepe;nin
ucunda
İkinci
ile
deprem
arasında
kalan
bölümdür.
Doğal
güzelliği
dışında
pek
bir
özelliği
yoktur.
Açık
denize
maruz
kalması
nedeniyle
denize
girmek
için
pek
kullanılmaz.
Burayı
kullanarak
yukarıda
tavsiye
ettiğim
atlama
bölgesine
ulaşabilirsiniz.
Gezinti
::::
Bedesten
Buraya
turistik
gezi
düzenlendiğini
hiç
görmedim.
Şehrin
dışında
kalan
ve
gittikçe
ormanlaşan
bir
bölge.
Ara
ara
tarihi
kalıntılar
göze
çarpıyor
ve
insan
burada
bişeylerin
yattığını
hissediyor.
Bir
bisikletiniz
varsa
burada
gezinti
size
hoş
gelebilir.
Gezinti
::::
Felengit
Anlatırlardı
inanmazdım.
Bir
gün
gittim
yine
inanamadım
ama
anlatılanlara
değil
bu
doğa
harikasının
var
oluşuna
inanamadım.
Küçük
bir
körfez
ve
körfezi
dalgalardan
koruyan
büyük
bir
kaya
parçası.
Kaya
parçası
kesiyor
sanki
denizin
mavisini,
engelliyor
körfeze
girmesini
ama
ya
ağaçların
harika
yeşili...
Onları
kim
engelleyecek.
Engellenemeyen
bu
yeşil
dağılıyor
körfeze
ve
işte
berrak
,
yem
yeşil
doğal
havuz
körfezde.
Felengit;e
giden
herhangi
bir
kara
yolu
yok.
Tek
yol
denizden
geçiyor.
Büyük
Limandan
tekneyle
çıkarsınız
300
metre
kadar
kuzey-doğu
ve
işte
oradadır
tekne,
cennete.
Gezinti
::::
Tavşan
Adası
Köprüden
Boztepe;ye
giderken
sağ
tarafa
baktığınızda
burayı
görebilirsiniz.
Üzerinde
gezilip
görülecek
pek
bir
yer
yok.
Fakat
geçmişten
kalma
bazı
kalıntılar
üzerinde
hala
mevcut.
Ada
üzerinde
4
duvar
kalıntıları
bulunuyor
ve
bunun
dini
bir
yapı
olduğu
söyleniyor
tabi
bu
halkın
azından
bir
bilgi.
Tavşan
Adası;nın
adı
üzerindeki
tavşanlardan
gelmekte.
Tavşanlar
bu
ada
üzerinde
özgürlüğün
tadını
çıkartmaktadırlar.
Hım
bir
de
martılar.
Martılar
da
buranın
sahiplerinden.
Adaya
çıkabilirseniz
bu
iki
hayvan
türünü
ve
özellikle
yavrularını
yakından
inceleme
imkanı
bulabilirsiniz.
Gezinti
::::
Boztepe
Üzerinde
meteoloji
merkezi
ve
bir
miktar
ev
bulunur.
Halkın
ağlayan
ağaç
dediği
bir
ağa
bu
tepenin
sağ
tarafında
yer
almaktadır.
Manzarası
her
yönden
harikadır.
Çıkarken
sağa
dönerseniz
Büyük
Liman,
Hacı
Denizi
ve
Felengit
manzaralarını
görebilirsiniz.
Burada
Ağlayan
Ağacın
hemen
altında
bir
de
kafeterya
bulunmaktadır.
Burada
manzarayı
seyrederken
bir
şeyler
yudumlayabilirsiniz.
Buradan
ayrılıp
tepenin
yukarı
kısmını
kullanarak
sola
yakasına
giderseniz
halk
arasında
deprem
denen
bölgeyi
görebilirsin.
Bu
bölge
uçurumu
andırır
ve
deprem
de
oluştuğu
söylenmektedir.
Bu
bölgeden
Küçük
Liman;ı
ve
Şantiye;yi
ayrıntılı
bir
şekilde
görebilirsiniz.
Vee
;Gün
Batımı;
bu
konuda
bir
şey
yazamam.
Bunu
hissetmeniz
lazım.
Lütfen
bu
bölgede
güneşin
batışını
bekleyin.
Gezinti
::::
Kuşkayası
Kuskayası
Yol
Anıtı
MS
41-54
tarihleri
arasında
imparatoru
Tiberius
Germanicus
Cladius
zamanında
doğu
eyaletleri
inşaat
ordusu
komutanlığı
yaptıktan
sonra
kayd-i
hayat
şartıyla
bithyria-pontus
valiliğine
atanan
gaius
julius
aguila
tarafından
yaptırılmış
karayolu
dinlenme
anıtıdır.
Anıt
kemerli
bir
niş
içine
oyma
tekniği
ile
yapılmıştır.
Toga
giyimli
bir
insan
figürü
ve
nişin
sağında
bir
sütün
sütünun
üzerinde
ise
kartal
motifi
bulunmaktadır.
Kartal
askerlerin
sınırsız
gücünü
temsil
etmektedir.
İki
kitabesi
bulunan
anıt
Anadolu'da
yapılmış
tek
yol
anıtıdır.
Gezinti
::::
Amasra
Kalesi
Küçük
Liman;dan
Boztepe;ye
doğru
yol
alırken
köprüye
varmadan
yolun
sağ
tarafında
yukarıya
doğru
uzanan
gerek
yokuşlar
gerekse
merdivenler
göreceksiniz.
Bu
yolların
her
biri
sizi
kalenin
içine
götürür.
Kale
özelliği
tam
olarak
bile
yukarıda
Cenevizlilerden
kalma
bir
kilise
ve
surlarda
birçok
figür
halen
daha
belirgin
bir
şekilde
durmaktadır.
Burada
gözünüze
çarpan
ilginç.
olaylardan
biri
de
yerli
halkın
ayakkabıları
değerlendirme
şeklidir.
Kalenin
dört
bir
köşesini
de
kullanarak
Amasra;nın
manzaralarını
farklı
perspektiflerden
görebilirsiniz.
Yolun
sonuna
geldiğinizde
Büyük
Liman;ı
göreceksiniz.
Depremler
nedeniyle
surlarda
oluşan
yarıkların
arasından
taş
bir
merdiven
inmektedir
burayı
kullanarak
Mendireğe
inebilirsiniz.
Size
tavsiyem
aşağı
indiğinizde
yukarı
bakıp
o
görkemi
fotoğraflarınıza
yansıtmanızdır |