Veli TÜRKARSLAN:  WEB SİTEME HOŞ GELDİNİZ  
 

AMASRA`YI TANIYALIM

Amasra - Kraliçenin Kenti Amasra'nın ilk adı Sesamos. Ünlü coğrafyacı Strabon'a göre Sesamos'u İskitler'in bir kolu olan Amazonlar kurmuşlardı. İlk dönem kaynaklarında Sesamos'un ne anlama geldiğine rastlanmaz. Amasralılar bu adın her bahar Boztepe yamaçlarını örten yabani susam çiçeklerinden doğmuş olabileceğini anlatırlar. Kent 300 yıl kadar Fenike egemenliğinde kalmıştır. Sesamos o devirlerde, canlı bir pazar yeri ve işlek bir iskeleydi. MÖ 9. yüzyılda Fenike Karadeniz kolonilerini terk edince kent İyonlar'ın egemenliğine girdi. Bugünkü Amasra'yı İskender'in baldızı İranlı Kraliçe Amastris kurdu. Başından bir kaç evlilik geçen Amastris, son kocası Denys tembellik hastalığına tutulup, şişmanlıktan kımıldayamaz hale gelince yönetime el koydu. Sesamos'a çekilip buranın imarını başlıca amaç edindi. Amastris'in ölümünden sonra kent Pontus yönetimine geçti. Bu dönem Amasra'nın refah çağı olmuştur. Pontus'un Roma'ya yenilmesinden sonra Sesamos (Amastris veya Amasra), Marmaralı korsanlar tarafından yağma edildi. Daha sonra Romalılar kapsamlı bir imara giriştiler. Roma egemenliği 500 yıl kadar sürdü. Kent Roma'dan sonra Bizans yönetimine geçti. Ekim 1460 tarihinde Fatih kenti Osmanlı topraklarına kattı.
(Necdet Sakaoğlu'nun 'Çeşm-i Cihan Amasra' adlı kitabından)

GÖRMEDEN DÖNMEYİN

Bartın evleri: Bartın da koruma altındaki ev sayısı 260 civarındadır. Bu evlere Kültür Bakanlığı Ankara Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulundan izin almadan hiçbir fiziksel müdahale yapılamamaktadır. Tescilli evlerin önemli bir kısmı çok iyi korunmuş ve halen içinde oturulmaktadır.

Evler genellikle bahçelerin ortasında yapılmıştır. Evlerin etrafı ağaç kapaklarından ya-pılmış yöre ağzıyla ''daraba'' denilen bahçe çitleriyle çevrilidir.Halk bahçeden çeşitli şekillerde yararlanır. Her bahçede bir su kuyusu bulunur. Bu kuyular taştan yapılmış olup bazılarında kitabe vardır. Bahçelerdeki yürüme alanları kayrak taşlarıyla kaplanmıştır.

Orduyeri Köprüsü: Bartın Çayı üzerinde 1891;de İsmail Kamil Bey tarafından yaptırılmıştır. Beş sağlam ayak üzerine basar. Birinci ve ikinci ayaklar batı tarafındadır ve aralarında yol geçer. Üçünce ve dördüncü ayaklar suyun içinde, beşinci ayak ise Orduyeri Mahallesi tarafındadır. Köprünün boyu 98, genişliği 7.3.mt ;dir.
Amasra Müzesi:1982 yılından ben bugünkü tarihi binasında hizmet vermektedir. Antik bir yerleşim merkezi olan Amasra ve çevresinde sık sık taşınabilir eski eserlerin ortaya çıkması, bu ada müze kurulması fikrini oluşturmuş, 1955 yılından itibaren derlenen arkeolojik ve etnografik eserler Belediye binasında küçük bir salonda sergilenmeye başlanmıştır.

Amasra Kalesi: Küçük bir yarımadanın üzerindeki kale Bizanslılar tarafından yaptırılmıştır. Bizans Dönemine ait olan Amasra Kalesi, özelikle Ceneviz Dönemlerinde değişikliklere uğramış ve 14-15 yy.larda Ceneviz ve Osmanlı Dönemlerinde de ciddi onarımlar görmüştür.

Yıkık durumdaki kale, her kenarı 500-600 m uzunlukta olan bir dikdörtgen biçimindedir. Dört kat halinde yükselir. 15-20 m yüksekliğindeki 24 burç ve kulesi büyük kesme taştan yaptırılmıştır. Kalede kraliçe Amastris'in sarayı, su kemeri ve freskli iki küçük kilise kalıntısı vardır.

Kuşkayası Anıtı: Bartın-Amasra yolu üzerindeki Askersuyu mevkiinin 100 m güneyindedir. Burası bir kayanın oyulmasıyla oluşturulmuştur. M.S. I. Yüzyılda Roma imparatorlarından Tiberius zamanında Gaius Iulius Aguilla tarafından yaptırılan anıt, kemerli bir niş içinde yer alan 180 cm boyunda bir insanla yanındaki yarım sütun üzerinde duran bir kartal kabartması biçimindedir. Yanda kitabe görülür.

Fatih Camii: 9. Yüzyılda Amasra kalesi içinde yapılmış eski bir Bizans kilisesidir. Amasra2nın Fatih Sultan Mehmet tarafından fethi sırasonda camiye çevrilmiştir. Dönemin tüm yapı özelliklerini taşıyan yapının Nartheks (ilk cemaat) bölümü ve Ambon (lapsis) çıkıntısı sonradan mekana katılmıştır. 19x11 metre boyutlarında olan cami 1887 yılında büyük bir onarımdan geçirilmiştir.

Aya Nikolas Kilisesi: 1319 yılında Bartın'daki Rum Cemaati tarafından yaptırılmıştır. 1936 yılından itibaren bir süre Elektrik Santrali olarak kullanılan bu tarihi yapı, 1994 yılında restore edilmiş olup, KüItür Evi olarak hizmete açılmıştır.

Gürcüoluk Mağarası: Bartın'a 32 Km. uzaklıkta ve Amasra ilçesi, Karakaçak köyünün Kuyupınar mahallesindedir. Mağaraya ulaşmak için; mahalleden güney yönünde bazen orman içi, bazen patika yollarla yaklaşık 3 Km yürümek gerekir. Üçgen biçimli ve 3-4 metrelik oda çevresinde toplanan 15 odadan oluşur. Birbirleriyle bağlantılı odalardan birinden üst kattaki odalara geçilebildiği gibi, bir diğerinden ancak bir kişinin sığabileceği büyüklükteki dehlizden de yeryüzüne çıkmak mümkündür.

Aksuçayı Şelalesi: Ulus - Kumluca bucağı KızılIar Köyü'nün Umar tepesi mevkisindedir. Umar tepesini 10 metre genişliğinde ikiye bölen Aksu çayı, üç aşamalı olarak 35 metrelik bir yükseklikten aşağıya düşmektedir.Umar tepesindeki kayalarda bulunan izlerin Hz. AIi'nin atının ayak izleri olduğu söylenir. Burada, kurak geçen yaz aylarında yağmur duasına çıkılır. Bu özellikleri Umar tepesini ve Aksu Çayı ŞelaIesini çekici kılmaktadır

İçmeler ve kaplıcalar

Dereköy Madensuyu: Bartın ilimizin şifalı su kaynakları yok denecek kadar azdır. En önemlisi olan ;Dereköy Madensuyu;dur. Bağırsak , safrakesesi ve bağırsak rahatsızlıklarında faydalıdır.

"PARTHENIA"dan Bartın'a dönüşen adın kaynağı "PARTHENIOS"dur. Bartın ırmağının antik çağdaki adı olan Parthenios; Yunan mitolojisinde, OKENAUS'un çocuklarından birisi ve "Sular Tanrısı"dır. "Sular ilahı veya Muhteşem akan su" anlamlarına gelir. Bir başka anlamı da "Genç Bakire veya Genç Kızlar için koro türküleri"... "Genç Bakire" ise, tanrıça Athena'nın bir sıfatı...

Antik çağda Parthenios adı verilen Bartın ırmağının kenarında kurulan Bartın kentinin PARTHENIA adıyla anıldığı ve zamanla Bartın'a dönüştüğü yazılı kaynaklardan anlaşılmaktadır.

Ünlü ozan HOMEROS, İLYADA destanında; Truva kentini korumak için Anadolu'dan gelen cengaverlere Parthenios Irmağı'nın suladığı ülkeden de yiğitlerin katıldığını anlatır. Amasyalı Strabon da bir eserinde yine Parthenios'tan söz eder.

M.Ö. 70 yılında Anadolu'ya giren Romalılar, Pontus Krallığının egemenliğine son vererek yöreye sahip oldular. Roma Döneminde, Bitinya ve Pontus'un Paflagonya'daki bölümü Bitinya -Pontus Eyaleti olarak Satraplıkla yönetilmeye başlandı. Amasra da bu Eyaletin Pontus bölümü başkenti oldu

M.S. 395 yılına kadar Roma İmparatorluğu'nun, Roma-Bizans bölünmesi üzerine de Bizans'ın payına düşen Bartın ve çevresi uzun yıllar Bizans'ın hakimiyetinde kaldı.

Bartın ve çevresi M.Ö. 390 yıllarında Hazar Hükümdarı Sahip Han komutasındaki Peçenek ve Kumanların, M.S. 798 yıllarında Abdülmelik komutasındaki Müslüman Arapların, 800 yıllarında Selçukluların ve 865 yıllarında da Rusların yoğun akınlarına hedef oldu.

Türklerin yöreye ilgisi 1084 yıllarında başladı. Kutalmışoğlu Süleyman Beyin Komutanlarından Emir Karatigin 1084 yılında Sinop, Çankırı, Kastamonu ve Zonguldak'ı alarak yörede Bartın, Ulus, Eflani, Safranbolu ve Devrek'i de kapsayan bir Türk Emirliği kurdu. Ancak, 1086 yılında Süleyman Beyin ölümü ve 1096 yılında başlayan 1. Haçlı Seferleri, Kuzeybatı Anadolu'ya yerleşen Türkler açısından ciddi sıkıntılar yarattı. Haçlı müttefiklerle Bizans arasında yapılan anlaşma sonrasında başta Amasra, Sinop ve Ereğli olmak üzere İstanbul'dan Samsun'a kadar tüm Karadeniz sahili yeniden Bizans'ın hakimiyetine girdi.

Kastamonu, Sinop ve Bolu tarihleri ile birlikte incelenen Bartın tarihinin IV. Haçlı Seferleri ile 1460 yılları arasındaki dönemine bakıldığında Amasra, M.Ö. 70 - M.S. 1261 tarihleri arasında Roma ve Bizans'ın daha sonra Bizans hakimiyetinde Ceneviz Kolonisi olarak kalırken Kurucaşile'nin bazen Amasra bazen de Bartın ile aynı kaderi paylaştığı, Bartın ve Ulus'un ise Anadolu'da yoğunlaşan nüfus kavgaları nedeniyle sık sık el ve sınır değiştiren imparatorluklar ve Beylikler dönemini yaşadıkları görülür.

1261 yılında, Bizans İmparatoru M. Paleologosun karşılaştığı güçlükleri göğüslemek için Cenovalılardan istediği yardıma karşılık Galata'da bir ticaret üssü kurmalarına izin verilmesi ve 1261 yılında yapılan Nymphaion Anlaşması'yla da Karadeniz'deki birkaç limanla birlikte Amasra'nın da kullanımını Cenovalılara bırakması Amasra'nın kaderini değiştirmiş, Amasra gittikçe gelişen bir Ceneviz Kolonisi olmuştu. Cenovalılar, çevre yönetimlerle kurdukları dostluklar sayesinde uzun süre bu statülerini koruyup 1460 yılına kadar 200 yıl Amasra'ya hakim oldular.

Bartın ve çevresi ise Bizans'tan sonra 11. yy sonlarında Anadolu Selçuklularının eline geçti. 200 yıllık Selçuklu Döneminden sonra 1326'da Kastamonu yöresine hakim olan Çandaroğulları Beyliği ve 1392'den itibaren de Osmanlı İmparatorluğu sınırları içinde yer aldı.

1460 yılına gelindiğinde, Bartın ve çevresi; Osmanlı İmparatorluğu sınırları içinde, Amasra ise Ceneviz Kolonisi idi. Anadolu'da Türk birliğini sağlamak Cenevizlilerin elinde bulunan Karadeniz ticaretini ve denizyolunu ülkesine kazandırmak amacıyla Kuzey Anadolu Seferine hazırlanan Fatih Sultan Mehmet Han, ilk hedef olarak Amasra, Kastamonu ve Sinop'u seçti.

1460 yılında, Fatih Sultan Mehmet Üsküdar'dan avlanmak bahanesiyle yola çıkarken, Mahmut Paşa komutasındaki Osmanlı Donanması da denizden hareket etti. Fatih Bolu'ya geldiğinde Kastamonu ve Sinop yörelerine hakim olan ve Çandaroğulları Beyliği'nin devamı sayılan İsfendiyaroğulları'nın Beyi İsmail Bey, padişaha kıymetli hediyeler göndererek bağlılığını bildirdi. Yoluna devam eden Fatih Ekim ayında Bartın'a gelip ordugahını bugünkü Orduyeri'ne kurdu. Donanmayla haberleşmeyi sağlayan haberciler, Donanmanın Amasra açıklarında göründüğünü bildirdiklerinde, Amasra üzerine yürüyen Fatih, Ceneviz Senyoru'ndan kan dökülmeden Amasra'yı teslim aldı.

Kastamonu, Sinop ve Amasra'yı bir daha el değiştirmemek üzere Osmanlı topraklarına katan büyük hükümdar Fatih Kuzey Anadolu Seferini zaferle bitirerek emeline ulaştı.

Bartın, Osmanlı Döneminin 1460 - 1692 yılları arasında Anadolu Beylerbeyliğine bağlı Bolu Sancaği sınırları içinde yer aldı. Bolu Sancağının kaldırılmasıyla 1692 - 1811 yılları arasında Voyvodalikla yönetilen Bartın, 1811 yılında da Kastamonu Vilayetine bağlı olarak yeniden kurulan Bolu Sancağı'na bağlandı.

Bu dönemde ticari potansiyeliyle bölgenin pazar yeri olan ve On iki Divan adını alan Bartın, 1867 yılında ilçe oldu. 1876 yılında da Belediye Teşkilatı' kuruldu.

Bartın, 1920 yılında Mutasarrıflık ve 1924 yılında da il olan Zonguldak'a bağlanmış, 07 Eylül 1991 tarihinde de 28.08.1991 tarih ve 3760 sayılı yasayla il statüsüne kavuşmuştur.

Bartın İli'ne bağlı ilçelerden Osmanlı Döneminde ilçe iken Cumhuriyetle birlikte bucak statüsüne dönüştürülen Amasra; 1987 yılında yeniden, Ulus; 1944 yılında, Kurucaşile; 1957 yılında il9e olmuştur.

Bartın'ın halen Merkez, Amasra, Ulus ve Kurucaşile olmak üzere 4 ilçesi, Arıt, Kozcağız, Kumluca ve Abdipaşa beldeleriyle birlikte 268 köyü vardır



Murat Tokay'ın makalesi Can Şivet' in Amasra anlatımı

Çeşm-i Cihan: Amasra
Fatih Sultan Mehmet Amasra;yı fethetmeye geldiğinde durmuş ve aşağıya bir süre baktıktan sonra hocasına dönerek sormuş;Lala! çeşmi cihan bura mı ola?

Hayat bir yorgunluktur derdi babam& mısrasını sıklıkla söyler olmuştum. Her gün yorgun argın işten eve kendimi zor atıyordum. Gündelik telaşeler, şehrin gürültüsü, patırtısı, trafiği hem bedenimi, hem de ruhumu yormuştu. Bir yıllık çalışmanın sonunda tatili hakkettiğimi düşünmeye başlamıştım. Ve kararı verdim. Karadeniz;i gezecek hem yeni yerler görecek hem de dinlenecektim. Gideceğim yer de Amasra olacaktı. Niçin, neden Amasra sorularının cevabını bilmiyordum. 1 Ağustos Perşembe günü Bartın;a doğru yola koyulduk. 6 saatlik bir yolculuğun sonunda Bartın;daydık. Bir süre Bartın;da gezdikten sonra Amasra;ya hareket ettik.

Amasra;nın Bartın;a uzaklığı sadece 16 kilometre. Bartın;dan Amasra;ya her yarım saatte minibüs kalkıyor. Amasra;dan İstanbul, Ankara, izmir gibi büyükşehirlere direk otobüs seferleri de mevcut.

Bartından çıkıştan bir süre sonra tırmanmaya başlıyorsunuz, Yollar yılan gibi kıvrılıyor. Şaşkın şaşkın çevreyi gözlüyorum. Yeşilin her tonunu görmek mümkün. Bir renk oynaşı içinde Amasra;ya doğru inişe başlıyoruz. Sol tarafta ünlü Filyos koyu sağda birbirine sırt vermiş iki limandan oluşan Amasra.
Bakacak adı verilen yerde durup şehri bu tepeden izliyoruz. Rivayet edilir ki Fatih Sultan Mehmet o günkü adıyla Amostris olan Amasra;yı fethetmeye geldiğinde (1460) tam bu noktada durmuş ve aşağıya baktıktan sonra şaşkınlıkla hocasına şöyle seslenmiş Lala çeşmi cihan bura mı ola? Yani dünyanın gözü burası mı? Gerçekten de aşağıdan iki mavi göz size bakar gibidir.
Amasra;ya ulaştığımızda öğle vaktiydi. Cuma namazı için Kaleiçi;ndeki Fatih Camiine gitmek istedim. Amasra;ya gelmeden önce 1460;dan beri bu camide hatiplerin minbere kılıçla çıktıklarını okumuştum. Ne yazık ki namazı bu camide kılamadım. Cami üç yıldır restore halindeymiş.

Amasra 7000 nüfuslu şirin bir ilçe. Tam bir tatil beldesi. Öyle çılgın eğlenceleri, kulak parçalayan müzik yayını yapan cafeleri yok. Beldede sahil yolunda canlı yayın yapan iki çay bahçesi var. Saat 12;den sonra müzik yayını kesiliyor. Ağustos böceklerinin şarkısını dinliyorsunuz. Amasra;da ev pansiyonculuğu yaygın.Cüzi rakamlarla bu evlerde kalabilirsiniz. Yatak kapasitesi bine ulaşan ve yeni yapılan oteller dahil çok sayıda otel de mevcut.
(Otellerin tanıtımı için otel-konaklama bölümümüzden faydalanabilirsiniz)

Hayat burada durmuş adeta. Büyükşehirlerin koşturmacasından, trafiğinden eser yok. İnsanlar yavaş hareket ediyor, yüzler gülüyor. Şehrin nüfusu temmuz ve ağustosta 25-30 bine kadar çıkıyor. Daha çok yerli turistler tercih ediyor Amasra;yı. Yerli turistler içinde de gurbetçiler çoğunlukta. Hafta sonu bu nüfus daha da artıyor. Ankara;dan, Karabük;ten, Zonguldak;tan günü birlik turlarla Amasra;ya gelen insanlar kirlenmemiş denizin, güneşin ve kumun keyfini çıkarıyor
Belediye Başkanı Ali Yıldırım'ın anlattıklarına göre Bodrum;un, Çeşme;nin, Marmarisin adı yokken Amasra gözde bir tatil merkeziymiş. 1940;lardan itibaren büyük şehirlerde yaşayan bürokratların, gelip dinlendiği bir beldeymiş Amasra. Başkan Yıldırım ;1940;larda turizm Ege;de yokken Amasra'da ev pansiyonculuğu vardı; diyor.
Amasra sadece deniz ve doğa demek değil aynı zamanda tarihtir. Geçmişi üç bin yıl öncesine dayanıyor. Belde tarihte askeri açıdan oldukça önem arzetmiş. 13. yüzyılda Cenevizliler döneminde ticari canlılığın merkezi olmuş Amasra kalesi, Cenevizli;lerden kalma bir kilise, surlar, tarihi hamam hala ayakta. Kalenin dört bir köşesini kullanarak Amasra;nın manzaralarını farklı perspektiflerden görebilirsiniz. Bir çok yerde evler surların üzerine yerleşmiş. Kaleçi;nde gezerken bir çok tarihi kalıntıyı evlerin temelinde gördüm. Yine burada gezerken ilginç bir şey daha dikkatimi çekti. Yöre halkı eskimiş ayakkabıları saksı olarak kullanıyor. Kara lastik, botlar, mokasen ayakkabılardan çiçekler gülümsüyor.

Tatilin ikinci günü bizi yağmur karşıladı. Öğleye kadar yağan yağmurun ardından Amasra;ya en hakim tepelerden birisi Boztepe;ye çıkıyorum. Toprak ve bitkilerin kokusu başımı döndürüyor. Halkın ağlayan ağaç dediği bir ağaç bu tepenin sağ tarafında yer alıyor. Ağlayan ağacın hemen altında bir kafeterya bulunuyor. Kafeteryaya oturup çayımı yudumlarken karşıdaki Tavşan adasını seyrediyorum. Tavşan adasında hiçbir yapı yok. Tavşanlar bu adada özgürlüğün tadını çıkarıyor. 500 bin lira vererek kiraladığım dürbünle tavşanları ve var olduğu söylenen yunusları gözetlemeye çalışıyorum. Ama nafile. Ne tavşan ne yunus. Bir başka sefere diyor tepeye tırmanıyorum. Şehri seyrediyorum. Manzara karşısında dilim tutuluyor adeta. Bu bozulmamış güzelliği fotoğraflıyorum.
Kaleiçİ;nden geçerek Büyük Liman;a iniyorum. Midemin sesi kulaklarımı rahatsız edince Amasra;nın meşhur balık lokantalarından birinin yolunu tutuyorum. Balkon kenarına oturup balık ızgaramı söylüyorum. Önce nefis bir salata geliyor.İçinde marul, salatalık, havuç, mor lahana, salatalık turşusu, zeytin, maydanoz, roka ve yöresel bazı otlar var. Bir süre sonra da balık ızgara... Parmaklarımı zor kurtarıyorum! Fiyatlar makul.

Gün batımını izlemek üzere Sahil yolundaki Cafe Kumsal;a oturup çayımı yudumluyorum. Güneş yavaş yavaş çekiliyor. Kale surlarının ışıkları denizde raksediyor. Müzik setinden Zeki Müren;in sesi yayılıyor.Akşam oldu hüzünlendim ben yine. Dalıp gidiyorum. Bardaklar boşalıyor, doluyor. İstanbul;da 500 bin 1 milyona içtiğimiz çayı burada 250 bin liraya içiyorum
. Akşam oldu. İnsanlar Büyük Limandaki Mendirek;e doğru yürüyüşe çıkıyor. Kimisinin elinde haşlanmış mısır, kimisinin dondurma, çekirdek... Yavaş yavaş adımlayıp, sohbet ediyorlar. Hükümet yıkılıyormuş, seçim geliyormuş kimsenin umurunda değil sanki.

Amasra;ya gelip de uğranmadan gidilmeyecek olan yerlerin başında gelen Çekiciler çarsına giriyorum.Gece geç saatlere kadar açık olan çarşıda geleneksel ağaç işleri satışa sunuluyor. Çarşının uzunluğu 100 metre civarında ve bir şerit halinde. Tahta kaşıklar, masaj aletleri, peçetelik, tespih, anahtarlık, kalemlik, rahle... Akla gelecek her türlü tahta süs eşyası mevcut. Fiyatlar 1 milyonla 60 milyon arasında değişiyor.
Tahta işçiliği yörenin de geçim kaynaklarından. Amasra;ya 6 kilometre uzaklıkta bulunan Ahatlar köyü geçimini bu işten sağlıyor. Çoluk çocuk evin altındaki atölyede tahta kaşık, anahtarlık yapıp bu çarşıya satıyor. Bir çok ile de gönderiliyor tahta işlemelerinden. Hatta yurtdışına ihraç edenler bile varmış.

Şehrin merkezinde bir halk plajı var. Bembeyaz , incecik kumlar , kıyıda minik sandallar. Huzur dolu bir yer. Eğer daha sakin bir yer arzularsanız minübüslerle 15-20 dakikalık mesafede Bozköy koyunda ya da Çakraz;da denize girebilirsiniz. Tekneye merakınız varsa Amasra;ya 40 kilometre mesafedeki Kurucaşileye gidip kestane ağacından yapılan teknelerin yapımını izleyebilirsiniz.

Amasra;yla ilgili söylemeden geçemeyeceğim birkaç nokta daha var. Akşamları serin oluyor. Ve bu beldede her nedense (yeni yapılar hariç) bütün pencereler dışa açılıyor. Bunun nedenini birkaç kişiye sordum ama cevabını alamadım. İnsanlar cana yakın ve sempatik.
Murat TOKAY .tarih :06.10.2002
Amasra, Bartın ilinin 17km. kuzeyindedir.Şehir, kuzeye doğru uzanan bir yarımada üzerinde, iki koylu bir yarımada biçiminde kurulmuştur.Yarımadanın uzunluğu 1.5km. dir.Doğusunda ve batısında iki koyu vardır.Doğusundakine \"Büyük Liman\", batısındakine ise \"Küçük Liman\" adı verilir.Yeşilin her tonunun birarada seyredebildiği, Karadeniz kıyı şeridi ve dağınık tepeler üzerine kurulan Amasra, tarihi turistlik şirin bir liman şehiridir.Zonguldak ili ile Kastamonu\' nun Cide ilçesi arasında küçük bir ara limandır.

Amasra ilçesi, 41-45 derece Kuzey enlemi, 32-35 derece doğu boylamı arasında yer almaktadır.Sınırları: Doğusunda, Kurucaşile; Batısında Bartın; Kuzeyinde Karadeniz; Günryi, Bartın-Arıt bucağı ile çevrilidir.Amasra\'nın merkezi 25 Hektometrekare olup, köyleriyle birlikte 100 Hm²\' yi geçmiş bulunmaktadır. Amasra dağınık tepeler üzerinde kurulan bir kasaba görünümündedir.

Yerleşim yerinin büyük çoğunluğu şehir merkezinde yoğunlaşmıştır.Evlerin bir kısmı orman alanları içerisinde yer almaktadır.Binaların büyük çoğunluğu betonarme, kangir, ahşap yapılardan oluşmaktadır.Tarihi evler ise kale içerisindeki yapılarla adeta başka bir tarih oluşturmuştur.Şehirdeki ahşap yapıların sayısı günden güne azalmaktadır.Yeni binalar yapılırken çevredeki arkeolojik ve doğal sit alan göz önüne alınarak gerekli ruhsatlar verilmektedir.

Amasra tarihinin çok eski yıllara dayanmakta oluşu, eski yapıların önemini daha da artırmaktadır.Bu özelliğiyle geçmişi tam anlamıyla yaşamak isteyenlerin nostalji şehridir.Tarih ve doğa güzellikleri içiçedir.Amasra limanı son yıllarda yapılan yeni çevre düzenlemeleriyle yolcu gemilerinin ve yatların rahatlıkla yanaşıp konaklayabilecekleri bir duruma getirilmektedir.

Koyların arasındaki uzunlukyaklaşık 200m. dir.Büyük limanın karaya doğru sokulmuş olan kısmının genişliği 1200m.dir.Limanın doğu kısmında dik yalı yarlar, kayalıklar vardır.Güney kıyıları ise alçak ve düzlük durumundadır.Bu düzlükte kuzeyduğu rüzgarlarının sürükleyip getirdiği kumlar birikerek 40-50 m. genişliğinde bir plaj meydana getirmiştir.Bu limanda denizin derinliği 1-4m. arasında değişmektedir.

Ulaşım durumu, Bartın il merkezine karayolu ile uzaklığı 17km. dir.Amasra Bartın arası deniz yolu ile 10 deniz mili dir.Bartın karayolu ile iç bölgelere deniz yolu ilede kıyılara bağlanmıştır.İstenilen yere gitmek için her an vasıta bulmak mümkündür
.Karadeniz kıyılarında dolayısıyla Amasra\' da her mevsim hemen hemen yağış alan orta kuşak iklimi görülmektedir.Yağışlar genellikle ilkbahar ve kış aylarında daha da artar.Sıcaklık yönünden kış ayları mutedil, yaz ayları serin geçer.En soğuk ay Şubat ortalama +4 derece, en sıcak ay ise Temmuz ortalama +19 derecedir.Sonbahar uzun sürer Poyraz, Yıldız ve Karayel rüzgarlarına açıktır.

Can ŞİVET web :www.bartin74.cjb.net

AMASRA Fatih Sultan'ın 'Çeşmi Cihan'ı

Amasra deniz seven Ankaralılar için en yakın yerlerden biri. Küçük bir yer ancak gitmeye değer.
Ulaşım: Ankara-Gerede-Mengen-Devrek-Bartın-Amasra : 385 Km dir.AMASRA
Ankara'dan yola çıktınız. Safranbolu üzerinden de Amasra'ya gidilebilir. Dilerseniz burada biraz soluklanıp yola devam edebilirsiniz yada tatilinizin dönüşünde Safranbolu'ya uğrarsınız.
Amasra inişine dikkat edin çünkü yol virajlı ve dik. Yol yağmurdan dolayı kaygan olur o yüzden arabayı temkinli kullanmakta fayda var. Hele acemi şoförler kesinlikle buralarda araba kullanmasın.
Amasra merkeze gelmeden önce Kuşkayası Yol Anıtı'na çıkabilir, Bakacak tepesinden o inanılmaz manzarayı seyredebilirsiniz. Tek kelime ile harika. Amasra ayaklarınızın altında. Süper gözüküyor.
Amasra, Batı Karadenizde. İklim yüzünden her mevsim yağmur yağar. Sonbaharda ve kışın gittim ama yazında geceleri serin olabilir o yüzden tedarikli gitmekte fayda var.
Amasra Tarihi : Amasra yada tarihte bilinen ilk adıyla Sesamos şehri, M.Ö XII. Yüzyıla kadar uzanan bir tarihe sahiptir. Bu dönemde bölgede görülen Gasgas ve Hitit egemenliğinden sonra şehir, Fenikelilerce ticari amaçlara yönelik bir koloni olarak kullanılmıştır. Kısa süren Fenike hakimiyeti sonrasında İon kolonizasyon hareketleri ile şehir Miletli ve Megaralı denizcilerce ele geçirilmiş ve kısa zamanda tüm Batı Karadeniz sahilinin önemli bir ticari çekim merkezi haline gelmiştir. Özellikle bölgenin zengin orman ürünleri (başta şimşir, meşe palamudu, kestane olmak üzere) ticaretin gelişmesinde en önemli etkendir.
Bir dönem Lidya egemenliğine giren şehir, M.Ö IV. Yüzyılda Pers yönetimine geçmiştir. Makedonyalı Büyük İskender'in Anadolu;yu Pers istilasından kurtarmasından sonra Sesamos;un yönetiminin Persli bir prenses olan Amastris;e geçtiğini görüyoruz. Bu dönemde canlı bir ticari hayat ile şehir tarihinin en parlak dönemini yaşamıştır.
Amastris; ten sonra iki yüzyıl kadar Pontus Krallığı;na bağlı kalan şehir M.Ö 70 de Romalıların hakimiyetine girdi. Paflagonya eyaletinin merkezi olan şehir, Roma İmparatorluğunun 8217;te ikiye ayrılması ile Doğu Roma sınırları içerisinde kalmıştır. Doğu Roma yönetiminde ;Amastedos; adı ile anılan şehir, ticari fonksiyonlarını giderek kaybetmiş, özellikle dinsel bir merkez haline gelmiştir.

XIII. Yüzyılda Cenevizli tüccarlar şehri ele geçirmişlerdir, Ekim 1460;ta Fatih Sultan Mehmet;in fethine kadar Ceneviz yönetiminde kalan şehirde canlı bir ticari hayatın yansıması olarak pek çok sanat eseri günümüze ulaşmıştır. Amasra;nın Osmanlılarca fethi öncesinde şehre tepeden bakan Fatih, hayranlığını şöyle dile getirir:;Lala, Çeşm-i Cihan bu mudur ola?; Fetih sonrası şehirdeki iki kilise camiye çevrilir, bir kadı atanır ve Fatih;in emriyle Eflani Kalesi halkı Amasra;ya yerleştirilir. Osmanlı yönetimindeki şehir, Bolu Sancak Beyliği;ne bağlı bir merkez olarak varlığını sürdürmüş, bu dönemde şehri ziyaret eden Batılı gezginler büyük bir hayranlıkla bahsetmişlerdir.
Amasrada görülecek yerler: Osmanlı Hamamı, Amasra Kalesi, Oyma Mağaralar, Kemerdere Köprüsü, İçkale Mescidi, Bedesten, Fatih Camii, Antik Tiyatro, Gürcüoluk Mağarası, Çekiciler Çarşısı, Kuşkayası Yol Anıtı
Amasra Kalesi: Kale Çekiciler Çarşısın'ın orada. Kale'nin tepesinden Amasra'yı panaromik görebilir, manzarayı seyrederken çayınızı içebilirsiniz.
Bizans döneminde ünlü olan buradaki tapınak, Osmanlı zamanında uzun yıllar boş kalmış ve kendiliğinden yıkılmıştır. Döşeme mozaiklerini ve temellerini ise defineciler sökmüşlerdir. Yapılan bilimsel etüdler sonucunda burasının; bir narteks ile köşe oda ve apsidlereyer verilerek orta mekana "Haç" planı sağlanmış bir kilise olduğu açıklanmıştır. Büyükada'nın, Amasra 'dan 150-200 metre kadar açıkta ve her türlü havada kolayca gidilip gelinemeyecek bir durumda olması dikkate alınınca Büyükada kilisesinin yanındaki diğer binalarla bir külliye niteliğinde ve Manastır işlevinde olduğu muhakkaktı. Adanın güney-batı eteğinden başlayıp tepeye doğru devam eden kaya basamakları da buraya ulaşıyordu.
Çekiciler Çarşısı: Tahtadan el işi değişik hediyelik eşyalar bulabilirsiniz. Ancak pazarlık yapmayı sakın unutmayın !
Kuşkayası Yol Anıtı: Roma İmparatorluğu zamanında Tiberius Claudius Cermanicus (M.S 41-54) zamanında, Doğu Eyaletleri İnşaat Ordusu (Legion) Komutanlığı yaptıktan sonra kaydıhayat şartıyla Bithynia-Pontus Valiliğine atanan Gaius Julius Aquilla tarafından yaptırılmış karayolu dinlenme yeri ve anıtıdır.
Krateria-Amastris ara yolunun son dinlenme noktasında, Amasra'ya 4 km. mesafededir,yapıldığı zaman muhtemelen bir de anıtsalçeşmeyi kapsıyordu.Fakat sonradan bu çeşme yıkıldı ve suyu biraz aşağıda,halen Askersuyu diye bilinen yerde uzun zaman bir pınar olarak kullanılırdı.Anıt manzumesi şimdiki durumda, çok muntazam kaya dilimleri üzerine işlenmiş birbirini tamamlayan iki kitabeyi,bir insan figürü ile bir kartal figürü içeren "orta kabartma" tekniğiyle oyulmuş bir kompozisyon,oturma sedirlerini ve bir kaç kaya nişini kapsamaktadır. Tüm bunlar,yekpare kayaya oyulmuş, yol kalıntısı boyunca sıralanmıştır.260 140 cm boyutunda ve 50 cm derinliğinde kemerli bir nişin içinde kalan normal bir insan büyüklüğündeki başsız kabartmanın İmparator Claudius;a mı, yolu yaptıran Aquilla;ya mı ait olduğu bilinmiyor. Toğa giyimli vücut, hareketsiz işlenmiştir. Ayaklar da kopmuş vaziyettedir. Bu nişin sağında Toskan üslubunda kalın oyma bir sütunun başlığına bir kartal oyulmuştur. Bu Legionların sınırsız gücünü temsil etmektedir. Bir İnsan büyüklüğündeki başı kopuk kartalın sütun kaidesi 200cm yüksekliğinde 55cm çapındadır ve niş kaidesiyle aynı nizamda dört köşe bir tabana bağlıdır.
Kitabelerden ilki, insan figürünü çerçeveleyen nişin üstündeki levhada, diğeri ise kabartmalardan uzakta ve batıdadır. Her iki yazı birbirini tamamlamaktadır.
;Devletlerarası barışın ve dostluğun anısına,İmparator Cermanicus;un yüceliği için;
Daha önce,İmparator Augustus tarafından ömür boyu Strategos ve iki defa da Legion komutanı atanan; Senato;da ise Consül Gabinius Secundus ile Consül Taurus Statilius;un, kendisine bir ödül verilmesi konusundaki önerileri üzerine Devlet Hazinesinden gereken izni ve ödeneği alan Gaius Julıus Aquilla, dağı yardı ve bu dinlenme yerini kendi özel ödeneği ile yaptırdı.
Kuşkayası'ndaki kitabelerden teki 1882'de G.Hirschfeld tarafından okunmuştur.
Kuşkayası, Anadolu'da başka örneği bulunmayan biricik yol anıtıdır. Eni 5 metreyi bulan Roma kaya yolunun son izleri de bu anıtın önünde,yüzyıllarca kullanılmaktan hasıl olan aşınmışlığı ile görülebilmektedir.
Amasra'ya kadar gidipte sahilde yürüyüş yapmamak olmaz. Yazın denize de girilebilen bu yerde deniz özleminizi bir miktar olsada giderebilirsiniz.
Konaklama: Amasrada konaklamak için bir çok seçeneğiniz var. Bir çok pansiyon ve otel olduğu gibi ev pansiyonculuğu da yaygın. Eğer kalabalık bir grup gitmeyi planlıyorsanız evde kalmak daha ekonomik ve eğlenceli olabilir.
Yeme-İçme: Amasra denince akla ilk önce balık gelir. Hafta sonları Amasra ziyaretciler nedeni ile kalabalık olduğu için yemek yiyeceğiniz restorana vakitlice gidip yer bulmaya bakın. Restoranlarda önceden rezervasyon olayı yok, tabii bir otobüs insan gitmiyorsanız. Bir yer beğendiniz ve yemek yiyeceksiniz, mutlaka "salata" ısmarlayın. Buradaki salatalar insana parmak yedirtir cinsten. Muhteşem bir lezzetti var. Tabii denizin dibinde olup balık yememek olmaz. Balık seçimini size bırakıyorum herkesin zevki farklıdır.
Unutmadan!! Kandil ve Ramazan ayında restoranların bazıları kapalı diğerlerinde de alkollü içki servisi yapılmıyor. Haberiniz olsun.
Eğlence: Lezzetli yemeğinizi yedikten sonra dilerseniz Amasra içinde yürüyüş yapın, sahil kenarında oturup çay için yada barlardan birine girin.

 

AMASRA VE TURİZM

Amasra, Batı Karadeniz'de defne, şimşir, ıhlamur, kestane ve çam ormanları ile kaplı, kıyı dağlarının eteğinde 2 doğal limanlı bir yarımadada yer alıyor. 1940'larda iç turizme açılan ve ev pansiyonculuğu ile beldelere örnek olan Amasra, doğa, tarih ve deniz üçlüsü ile halkının konukseverliğinden kaynaklanan çekiciliğini koruyor. Amasra'yı ziyaret eden 4. Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel, ''En büyük kalkınma yolu, turizm yoludur'' diyerek Amasra'nın ülke turizmindeki yerini de vurgulamıştı. Batı Karadeniz'in çekim merkezlerinden biri olan Amasra, bugün birçok yerli ve yabancı turist tarafından ziyaret ediliyor.

Amasra'da gezilecek yerler

Gezinti :::: Çekiciler Çarşısı
Amasra;ya gelip de bu çarşıyı duymayan gezmeyen yoktur. Çarşının özelliği geleneksel ağaç işlerinin geçmişten bugüne kadar en başarılı şekilde sergilemesidir. Tahtadan Masaj aletlerinden oyunlara, tablolardan duvar yazılarına, anahtarlıklara aklına bile gelmeyecek bu da tahtadan yapılır mı diyeceğiniz türlü türlü eşyalara buradan sadece tahtası fiyatına sahip olabilirsiniz.
Çarşının uzunluğu 100 metre civarındadır ve düz bir şerit halindedir. Dükkanların arkasında eşyalar üretilir, desenlenir ve vitrine sizlerin beğenisine sunulur.
sizi hoş tahta kokusunun içine davet etmektedir
Geçmişten bugüne kadar Çekiciler Çarşısı çeşitlerini artırarak dimdik ayaktadır.
veeee kırk yıldır kitapçılığı elinden bırakmayan hala şevkle işine devam eden Galeri Hikmet Kitabevinide görmeden geçmeyiniz çekiciler sokağının ilk girişinde 25.000 den fazla kitap çeşidiyle dimdik ayakta bir kitabevi yani ben kitabevini kuran kişi Galeri Hikmet sizleride bekler kitabevine.ve gezinize devam ediyorsunuz

Gezinti :::: Değirmen Azı
Çıkarsanız Felengit;ten canınız macera çekerse ya da duş alma ihtiyacı hissederseniz direk büyük limana yönelmeyin. Kıyı şeridini izleyerek Amasra;ya doğru yol alın. Küçük bir plaj göreceksiniz içeriye doğru sinsice oluşan küçük bir koy üzerinde. Teknenizi bağlayın ve Camel Tropic ;e hazırlanın. Dalın ormanın içine.
Önce karşınıza ağaçlardan yapılmış dar bir köprü çıkacak bu aşamayı zarar görmeden geçmeniz gerekiyor. Bu aşamayı geçebilirseniz biraz ileride otların arasında sizi patika bir yol bekliyor olacak. Bu yol doğa sizi içine bekliyor anlamına gelmektedir. Fotoğraf makinelerinizi hazır edin ve dalın ormanın içine. Biraz ileride sizi küçük bir kulübe ve arkasında da küçük bir şelale bekliyor vaziyettedir. Şelale Küçüktür ama duş için yeterlidir. Buz gibi dağ suyu... ama inanın berraklığı içinizi ısıtacak ve üşüdüğünüzü bile hissetmeyeceksiniz.

İşiniz bitince biraz daha yürüyün ve çalıların arasından sağa sapın. Orada küçük bir dere göreceksiniz. Kayaların üzerinden akan berrak bir dere. Eğer tam düşündüğüm zamanda iseniz , elinizi uzatın ve bir helikopter sineği bekleyin emin olun görünce elinize konacaktır. Sakın sineğin harika renklerine dalıp vaktinizi harcamayın yukarı tırmanmamız uzun sürecek.

Artık gerisi size kalmış yukarıda hoş engeller harika görüntüler sizi bekliyor olacak. Yer yer kaynak suları sağda ve solda yer alıyor. Doğanın size verdiği suya ilk dokunan siz olacaksınız ve onu buz gibi içmenin zevkini tadacaksınız. Yer yer küçük şelalelere de rastlama şansınız var keyfini çıkarın.

Geri dönüş yolunuz oldukça basit kara yoluyla geldiğiniz yolu takip edin tekneye varınca düz bir şekilde plaja doğru yol alın kendini büyük limanda bulacaksınız.



Gezinti :::: Büyük Liman
Amasra;nın ticari bakımdan en önemli bölgesidir. Kömür ihracatı buradan sağlanır ve gelen turistik ve ticari gemiler burada demir atarlar. KAYRA (Karadeniz Yat Rallisi) nın de yarış esnasında uğradığı yer de burasıdır. Midye çıkartmak istiyorsanız dalga kıranların olduğu bölgede (Mendirek), istiridye çıkartmak istiyorsanız limanın uzantısında bulunan plajı kullanabilirsiniz. Plaj diğer plajlara oranla çok küçüktür bu nedenle rağbet azdır fakat metre kareye düşen insan sayısı oldukça fazladır.
Halk mendireği akşamları yürüyüş amacıyla kullanılır. Akşam birisini arıyorsanız ilk gideceğiniz yer burasıdır.

Karşı kıyıda sahil güvenlik bulunmaktadır ve el sürülmemiş dalga kıranlarının altında koca midyeler yatmaktadır. Midye uğruna oraya gitmek ne kadar iyi bir fikirdir bunu siz karar verin, askerler bir an arkanızda bitince şaşırmanızı istemem.

Her ne olursa olsun mendirek bir alternatiftir plajda denize girmekten sıkılır mendireğe gidersiniz, midye yemekten sıkılır istiridye için plaja ya da güneşlenmek için farklı bir yere gidebilirsiniz. Amasra;nın en güzel özelliklerinden biri bulunduğunuz yerden sıkılırsanız alternatiflere ulaşmanız yalnızca birkaç dakikanızı alır. Seçiminiz de her zaman ki gibi özgürsünüz.

Gezinti :::: Küçük Liman
Üzerinde denize girebileceğinizi yerler sırasıyla Şantiye, Küçük Plaj, Direkli, Birinci (Mantarlık), İkinci ve Üçüncüdür.
Şantiye Taşlık bir plaja sahiptir. Gidiş yolları pek hoş olmadığı için pek rağbet yoktur ama dalgalı bir günse orada bulunan kayalarda macera yaşayabilirsiniz.

Küçük Plaj burası denize girmek için pek kullanılan yerlerden biri değildir. Yerli halkın tekneleri buradadır.

Direkli ismini üzerinde bulunan kare prizma şeklindeki tarihi direkten alır. Denize girmek içini ideal bir yerdir. Sıkılırsanız farklı bir yere buradan yüzerek ulaşabilirsiniz. Yani deniz eğlencesinin merkezi burasıdır. Denizden istiridye çıkartma şansına burada da sahipsiniz. Dipteki yosunlar denize hoş bir yeşil renk kazandırmaktadır. En asgari 30 cm;den başlayarak kademe kademe doğal atlama sahaları vardır. Burada denize girmekten çok atlama zevki tadılır.

Söz atlamaktan açılmışken Amasra da heyecan verecek 3 yer vardır. İlki mendirekte H-3 denilen askeri bölgededir. Su çok derindir yani tehlikesi yok denecek kadar azdır. Ama yoktur demiyorum, gerisi size kalmış sağda ve solda kayalar o yükseklik için tehlike içermektedir.

İkincisi direkli karşıya baktığımızda görebileceğiniz kaledir. Kale surları şu ana kadar bilinen en yüksek atlama mekanıdır. Fakat suyun derinliği bence pek güvenli değildir. Üçüncüsü tepede deprem dediğimiz yerdedir. Tehlikesi yok denecek kadar azdır. Su çok derindir ama yükseklik kaleden daha azdır. Burasını hem görmek hem denemeniz bakımından tavsiye edebilirim çünkü gerçekten burası macera kokuyor.

İkinci direkliden bakınca karşıda balkona benzer gördüğünüz mekandır. Kayalıktır bu nedenle oturmak için tavsiye edilmez. Tavsiyem Direkli;den buraya yüzerek gelmeniz eğlenip geri dönmenizdir.

Üçüncü Boztepe;nin ucunda İkinci ile deprem arasında kalan bölümdür. Doğal güzelliği dışında pek bir özelliği yoktur. Açık denize maruz kalması nedeniyle denize girmek için pek kullanılmaz. Burayı kullanarak yukarıda tavsiye ettiğim atlama bölgesine ulaşabilirsiniz.

Gezinti :::: Bedesten
Buraya turistik gezi düzenlendiğini hiç görmedim. Şehrin dışında kalan ve gittikçe ormanlaşan bir bölge. Ara ara tarihi kalıntılar göze çarpıyor ve insan burada bişeylerin yattığını hissediyor. Bir bisikletiniz varsa burada gezinti size hoş gelebilir.
Gezinti :::: Felengit
Anlatırlardı inanmazdım. Bir gün gittim yine inanamadım ama anlatılanlara değil bu doğa harikasının var oluşuna inanamadım. Küçük bir körfez ve körfezi dalgalardan koruyan büyük bir kaya parçası. Kaya parçası kesiyor sanki denizin mavisini, engelliyor körfeze girmesini ama ya ağaçların harika yeşili... Onları kim engelleyecek. Engellenemeyen bu yeşil dağılıyor körfeze ve işte berrak , yem yeşil doğal havuz körfezde.
Felengit;e giden herhangi bir kara yolu yok. Tek yol denizden geçiyor. Büyük Limandan tekneyle çıkarsınız 300 metre kadar kuzey-doğu ve işte oradadır tekne, cennete.

Gezinti :::: Tavşan Adası
Köprüden Boztepe;ye giderken sağ tarafa baktığınızda burayı görebilirsiniz. Üzerinde gezilip görülecek pek bir yer yok. Fakat geçmişten kalma bazı kalıntılar üzerinde hala mevcut. Ada üzerinde 4 duvar kalıntıları bulunuyor ve bunun dini bir yapı olduğu söyleniyor tabi bu halkın azından bir bilgi.
Tavşan Adası;nın adı üzerindeki tavşanlardan gelmekte. Tavşanlar bu ada üzerinde özgürlüğün tadını çıkartmaktadırlar. Hım bir de martılar. Martılar da buranın sahiplerinden. Adaya çıkabilirseniz bu iki hayvan türünü ve özellikle yavrularını yakından inceleme imkanı bulabilirsiniz.

Gezinti :::: Boztepe
Üzerinde meteoloji merkezi ve bir miktar ev bulunur. Halkın ağlayan ağaç dediği bir ağa bu tepenin sağ tarafında yer almaktadır. Manzarası her yönden harikadır. Çıkarken sağa dönerseniz Büyük Liman, Hacı Denizi ve Felengit manzaralarını görebilirsiniz. Burada Ağlayan Ağacın hemen altında bir de kafeterya bulunmaktadır. Burada manzarayı seyrederken bir şeyler yudumlayabilirsiniz.
Buradan ayrılıp tepenin yukarı kısmını kullanarak sola yakasına giderseniz halk arasında deprem denen bölgeyi görebilirsin. Bu bölge uçurumu andırır ve deprem de oluştuğu söylenmektedir. Bu bölgeden Küçük Liman;ı ve Şantiye;yi ayrıntılı bir şekilde görebilirsiniz.

Vee ;Gün Batımı; bu konuda bir şey yazamam. Bunu hissetmeniz lazım. Lütfen bu bölgede güneşin batışını bekleyin.

Gezinti :::: Kuşkayası
Kuskayası Yol Anıtı MS 41-54 tarihleri arasında imparatoru Tiberius Germanicus Cladius zamanında doğu eyaletleri inşaat ordusu komutanlığı yaptıktan sonra kayd-i hayat şartıyla bithyria-pontus valiliğine atanan gaius julius aguila tarafından yaptırılmış karayolu dinlenme anıtıdır. Anıt kemerli bir niş içine oyma tekniği ile yapılmıştır. Toga giyimli bir insan figürü ve nişin sağında bir sütün sütünun üzerinde ise kartal motifi bulunmaktadır. Kartal askerlerin sınırsız gücünü temsil etmektedir. İki kitabesi bulunan anıt Anadolu'da yapılmış tek yol anıtıdır.

Gezinti :::: Amasra Kalesi
Küçük Liman;dan Boztepe;ye doğru yol alırken köprüye varmadan yolun sağ tarafında yukarıya doğru uzanan gerek yokuşlar gerekse merdivenler göreceksiniz. Bu yolların her biri sizi kalenin içine götürür. Kale özelliği tam olarak bile yukarıda Cenevizlilerden kalma bir kilise ve surlarda birçok figür halen daha belirgin bir şekilde durmaktadır.
Burada gözünüze çarpan ilginç. olaylardan biri de yerli halkın ayakkabıları değerlendirme şeklidir.

Kalenin dört bir köşesini de kullanarak Amasra;nın manzaralarını farklı perspektiflerden görebilirsiniz.

Yolun sonuna geldiğinizde Büyük Liman;ı göreceksiniz. Depremler nedeniyle surlarda oluşan yarıkların arasından taş bir merdiven inmektedir burayı kullanarak Mendireğe inebilirsiniz. Size tavsiyem aşağı indiğinizde yukarı bakıp o görkemi fotoğraflarınıza yansıtmanızdır

 

Bilgi: Galerihikmet

 

© 2008 Veli Turk Arslan Tüm Hakları Saklıdır                         Tasarım: Ajfe.Net