|

ÖZGEÇMİŞİM:
2
Mayıs 1962’de; Bademlerin çiçek
açtığı, çağlaların tomurcuk
verdiği, sarı çiğdemlerin arılarla
sarmal olduğu,mor menekşelerin
doğayla kucaklaştığı, kekik kokan
dağlarında, Erenlerin
ütopyasında, üzüm bağlarının tiyek
zamanında, iğde ağaçlarının nazlı
kokularında, 9 erin
yuvasında, kısacası Veli Baba
Diyarında; Bir sabah vakti, tan
ağarırken, şafak sökerken, gözlerimi
dünyaya açmışım.
Ehlibeytin,Oniki imamların,Ondört
masum’u-pakın,Onyedi kemer-bestin,Pir
Sultan’ın,Şeyh
Bedrettin’in,Nesimi’nin,Hünkar-ı Pir
Serçeşme Hacı Bektaşi Veli’nin,Nuru
Nebi-Keremi Ali’nin,Kızıldeli,Balım
Sultan,Abdal Musa Sultan,Kaygusuz
Sultan,Hubyar Sultan,İki Cihan
Hazinedarı Seyit Veli Baba Sultan’ın
soyundan gelmişim.
Atalarım; Abbaslardan İbrahim
Efendi,Govacılardan Ahmet Elbiz,Nenelerim;
Döne ve Ümmühan,Babam Derviş
Hüseyin,Anam Govacı Fadime’den
hayata doğmuşum.
Dedelerin,Mürşitlerin,Rehberlerin,12
Hizmet Ehlinin, Taliplerin,
Canların, Erenlerin harman
olduğu,gerçek aşıkların,ozanların
hakkı kendinde bulduğu,sabahlara
kadar
türkülerin,deyişlerin,semahların,nefeslerin,buyrukların,
ezgileriyle yoğun olduğu bir
dünyada;varlığımı bulmuşum.
Şahturnalar,Davut Sulariler,Mahsuniler,Neşet
Ertaşlar,Muharrem Ertaşlar,Hacı
Taşanlar,Çekiç Aliler ve nice
yöresel ozanlarla ve bunları
gönlüne,yüreğine,bağrına basan,Hak
aşkıyla yanan bir Deryada yoldaş
olmuşum.
Dürüstlüğün,onurun,erdemin sembolü
ULUĞBEY’de;1400 yıllık bir kültürü
yaşatan,yaklaşık bu 3500 kişilik
büyük bir halkın;geçmişi geleceğe
bağlayan onurlu duruşuyla gurur
duymuşum.
Türbede yatan Hüseyin gazi,Hasan
Gazi,Veliyittin Gazi,Hatice
Sultan,Mustafa Gazi,Ali Müfred,Cafer,Fatıma
Sultan,keramet ehli İki Cihan
Hazinedarı Seyit Veli Baba Sultanın
himmetiyle Hakla yesan olan pirlerle
ve mürşitlerle,Zeynali dedeler,Ali
Rıza dedelerle çocukluk dönemimde,ayn-i
cemde kendimi hakka yakın bulmuşum.
Köyümü bekleyen dokuz Er;Ahdıbek
dede,İğdecik,Hıdır Baba,Sümbül
Arap,Gelincik,Karaca Ahmet,Akşemsettin,Hasan
dede,Yalıncak erenlerin ışığında
hakikatı görmüşüm.
Eğitim yuvası,Erenler
ovası,Alimlerin divası Veli Baba
Sultan Yurdunda yetişen nice Bilim
adamları,Hakikat insanları,Can
dostları ve Ehlibeyt sevdalıları ile
ayn-i cemde safa durmuşum.
1979 yılında bende diğer
büyüklerimiz gibi,gurbet elde
başlayan ilk üniversite çağlarımdan
itibaren,memleket hasreti,ayrılık
hasreti,yar hasreti,dost hasreti ile
yanıp tutuşmuşum.
Aşıklar Gecesinde dönülen semahları
,gelin çıkarken kadınların yaktığı
ağıtları,yerel ozanların çığırdığı
otantik bozlakları,zakirlerin,dedelerin
hakkın kelamıyla dile getirdiği
nefesleri,buyrukları dinleyerek
büyümüşüm.
Gençliğimde gecenin bir vaktinde
düğünlerde yenilen etli yaprak
aşını,yazın bağlarında
üzümünü,ovasında
elmasını,kayısısını,dağlarında
çiğdemini,eğrideresinde
balını,mezelerinde bademini,çeykemde
mantarını,hasat zamanı
bulgurunu,kışın sıkılan
kuyruğunu,muharrem ayında
aşuresini,akşamlarında
keşkeğini,düğünlerinde tatlıaşını,kurbanlarında
banağını,kış aylarında arapaşını,yaylalarında
kaymağını ve sütlüaşını,baharında
haşhaşlı pilavını,goruk
suyunu,sabahları pekmezini,dede
evinde lokmasını,festivalinde etli
pilavını,dost meclisinde demini
içerek can bulmuşum.
Yedek subaylık dönemimden sonra
çalıştığım,Balıkesir Kepsut yeraltı
linyit işletmesi ve Erzincan Kop
krom tesislerinde Gülüm Dede,Haydar
Dedelerle beraber çalışmış,geceleri
erkanlarına katılmışım.
1986 mayısında göreve başladığım
Zonguldak Maden Ocaklarında;tüm
emekçi,proleter,maden işçileriyle
aynı emek ekseninde durmuşum.
Her
an grizu,göçük,yangın,gaz
zehirlenmesiyle dolu bu yer altı
dünyasında;doğa güçleriyle savaşta
vardiya ve ocak mühendisi olarak
uzun yıllar görevde bulunmuşum.
Bir
ehlibeyt sevdalısı,Oniki imamların
yolcusu,iki Cihan Hazinedarı Seyit
Veli Baba Sultan’ın enel-hak
komşusu,Ulu Önder Atatürk’ün
kurucusu olduğu Cumhuriyetin bekçisi
ve savunucusu olarak;Veli Baba
Yurdunda doğduğum,Uluğbey’li olduğum
için her daim gurur duyuyorum.
|